menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO 3.0’a Neden Gerek Duyuldu? İtibar Kaybının Gölgesinde Yeniden Kurgulanan İttifak

14 0
22.07.2026

Haftalardır aynı konuyu ele alıyoruz. Bu son olsun… “Bu kadar önemli mi de bu konuyu ele alıyorsunuz?” diye sorulabilir. Erbakan Hoca’mızın Soğuk Savaş sonrası değişime dikkat çekerek yaptığı açıklamalarda “yeni düşman İslam’dır” söyleminin süreç içerisinde ne kadar haklı olduğunu 1990 sonrasında yaşanan olaylarla görmüştük. Nitekim bugün artık 2.0’dan 3.0’a geçişin de Siyonizm’in sıkışıklığından çıkmak için yapılan yeni bir hamle olarak görülmektedir. Bu bağlamda Ankara'da gerçekleştirilen NATO zirvesi, ittifakın "NATO 3.0" olarak anılan yeni evresini fiilen ilan etmiştir. Zirvenin resmi söylemi kolektif savunma, savunma sanayiinde ortak üretim ve caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi üzerine kurulu olsa da, perde arkasındaki tabloya bakıldığında bambaşka bir gerçeklikle karşılaşıyoruz: Gazze savaşı ve ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü "Epic Fury" operasyonunun (yani Siyonizm’in İran’a yönelik saldırıları) müttefikler arasında açtığı derin gerilim ve bu gerilimin NATO'nun yeniden dizaynına doğrudan sızması.

İtibar Kaybının Anatomisi

Gazze Savaşı ve Siyonizm’in İran’a yönelik saldırıları, NATO içinde son yılların en görünür kırılmalarından birine yol açtı. Birkaç istisna hariç yönetimler nezdinde ciddi destek bulunsa da halklar yani vicdan sahibi herkes tarafından ciddi tepkiler toplayan son saldırganlık dalgası hem sonuçsuz kalmış hem de ciddi manada itibar kaybına neden olmuştur. Başta Türkiye ve İspanya, operasyon kapsamında topraklarını ve hava sahasını kullandırmayı reddetmiştir. Nitekim Türkiye’yi kenara koyarsak, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez bu tavrını kamuoyu önünde de savunmuştur. İtalya da benzer bir mesafeyi tercih ederek operasyona doğrudan destek vermekten kaçınmıştır (Hatta hatırlarsınız Trump durup durup İtalya Başbakanı Giorgia Meloni demesi durumu oluşmuştur. Ve hatta birbirlerine olan nefretlerini gizlememişlerdir). Birleşik Krallık ise başlangıçta üslerini kullandırmayı reddedip, sonrasında İran'ın karşı saldırılarını bahane ederek tutumunu değiştirmiştir (Peki ne oldu bu duruma Keir Starmer dayanamayarak görevden ayrılmıştır. ABD ile yaşanan asenkron durumun bedelini İngiltere siyaseti son on yılda yedinci başbakanı yiyerek göstermiştir). Fransa, Portekiz gibi ülkelerin geçiş izinleri ve bazı ABD uçaklarının bu yüzden dolambaçlı rotalar izlemek zorunda kaldığına dair haberler de dönemin basınında ciddi manada yer alarak bu ülkelerini tavırlarını ortaya koymuştur.

Bu tablo, Washington cephesinde sert bir tepkiyle karşılanmıştır. Trump’ın sert açıklamalarının yanında ABD Savunma (yeni ve aslını bulmuş ismi ile Savaş) Bakanı Pete Hegseth, müttefiklerin İran operasyonuna verdiği desteği "vicdansız" olarak nitelendirmiştir. Buna ek olarak Washington'ın farklı düzeydeki yetkilileri ve sözcüleri bu tutumu unutmayacaklarını........

© Milli Gazete