menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir uygarlığın yıkım bilançosu: Aksa Tufanı sonrası insanlık, hafıza ve ekonomi

17 0
16.09.2026

7 Ekim 2023 tarihinde gerçekleşen ve artık 3’üncü yılına girdiğimiz Aksa Tufanı Operasyonu ve hemen ardından başlayan İsrail saldırıları, yalnızca Batı Asya'nın siyasi haritasını yeniden çizdi demek yetersiz kalacaktır. Aynı zamanda uluslararası hukukun, insani değerlerin ve küresel ekonominin temellerinin ciddi biçimde sarsıldığı çok katmanlı bir yıkım tablosunu ortaya çıkardı. Bu durum, İsrail için zaten olacak son saldırının bir başlangıcı mahiyetinde olabilir. Ancak sürekli Armageddoncu bu bakış açısının oluşturduğu yıkımlar her savaşa var oluş yok oluş savaşı şeklinde bakılmasına neden oluyor. Diğer bir anlatımla “Zaten yolunda giden bir hegemonyası olmasına rağmen Siyonistler neden bu kadar çıldırmışçasına saldırıyor?” sorusuna cevap kıyameti çağıranlar (ya da meşhur ifade ile tanrıyı kıyamete zorlayanlar) üzerinden okunabilir. Öbür tarafta ise bu kadar dokunulmazlığı olmasına rağmen görünmez o kalkanı neden görünür hale getirdikleri de bir soru işareti. Zira insan hakları hukukun üstünlüğü gibi kavramların aslında sadece Siyonistler için kurgulanmış üstün ırka ait olan kavramlar olduğu gerçeği hiç bu kadar aleni hale gelmemişti. Geçen denk geldiğim bir görüntüde Avrupa’da İsrail yanlısı bir eylemde bir Siyonist’in polise dediği ifade “ben senin patronunum, bana hiçbir şey yapamazsın.” Bu örnek vaka bize Siyonistlerin aslında hep buyduk demesinin bir yansımasıdır. Kendini üstün ırk görmesi bir yana başka dinleri de değiştirerek kendisinin üstün ırk olduğuna onları da inandıran bir sapkın düşünceden bahsediyoruz. Bu kafa bugün yaşanan her kargaşanın temel kaynağıdır. Erbakan Hocamızın dediği gibi asıl zehir Siyonizm’dir.

Bugün başta Gazze olmak üzere tüm bölgede yaşanan süreç, basit bir askeri çatışmanın ötesinde; sosyoekonomik, kültürel ve insani haklar düzeyinde kolektif bir yok edilişin istatistikler manzumesi haline gelmiştir. Bu bilanço, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin hafızasını ve yaşam koşullarını da doğrudan etkileyecek derinlikte bir yıkımı gözler önüne sermektedir. Japonya’ya atom bombası atan zihniyet ile bugün bölgeyi yok eden zihniyet aynıdır.

İstatistik vermek kolaydır. Sayıların her biri bir insan çocuk, eş, anne baba… toplam 80 binden fazla insandan bahsediyoruz. Bunların p’i kadın ve çocuk… Bunlardan bir yaş altı çocuk sayısı en az 1.000 kişi daha kundakta katledilmiş çocuklardan bahsediyoruz… Daha da acısı, bunların yarısı katliam başladıktan sonra doğanlar… Buna ek olarak UNICEF verilerine göre Gazze'de 60 binden fazla çocuk bir ebeveynini ya da her ikisini birden kaybetti. Şimdi “bu rakamların ne önemi var, zaten biliyoruz” denebilir… Ancak belki birimiz utanır mı? Acaba diye yazıyorum… Sadece soykırım yok, bunu unutmamak lazım, tamamen ne varsa yok etmek istiyorlar…

1. Yıkılan hafıza: İbadethaneler ve eğitim kurumları

Savaşın en ağır darbelerinden biri, bir toplumun kimliğini, aidiyet duygusunu ve geleceğini oluşturan yapılara indirilmiştir. Uluslararası insancıl hukukun açıkça koruması altında olması gereken sivil ve kültürel alanlar, sistematik biçimde hedef alındı. Bu durum, çatışmanın yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda kültürel bir silme girişimi olduğunu göstermektedir.

İbadethanelerin tahribatı: Gazze Hükümeti Medya Ofisi verilerine göre, süreç boyunca 600'den fazla cami tamamen yıkılmıştır. 200'den fazla cami ve 3 tarihi kilise ağır hasar görmüştür. Yüzyıllardır ayakta duran ve bölgenin en önemli dini miraslarından biri olan tarihi Büyük Ömer Camii dahi bombaların hedefi olmuş ve kullanılamaz hale gelmiştir. Bu yapılar, yalnızca ibadet mekânları değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın, geleneklerin ve kültürel sürekliliğin taşıyıcılarıydı. Yıkımları, kuşaklar arası bağın koparılması anlamına gelmektedir. Yani sadece soykırım yapılmıyor, hafıza kırım, kültür kırımı, çevre kırımı, eğitim kırımı, kent kırımı ve umut kırımı da yapıyorlar. Şunu anlamak lazım; elindeki tüm güçlerle Arz-ı Mev’ud’daki tüm insanları buralarda hiç olmamışlar gibi bir ortam oluşturmak için yok etmek istiyorlar.

Eğitim sisteminin........

© Milli Gazete