Önce güvenlik krizi, sonra “Güvenliğiniz için geldik”: Asıl hedef enerji koridorları mı?
Uluslararası ilişkilerde hiçbir devlet, başka bir devletin güvenliğini düşündüğü için binlerce kilometre öteden gelip masaya oturmaz. Devletler, ideallerle değil çıkarlarla hareket eder. Bugün Fransa’nın Suriye’de aradığı da yalnızca güvenlik değildir; nüfuzdur, enerji koridorlarıdır ve Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya uzanan yeni jeopolitik düzen içinde söz sahibi olmaktır.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Şam ziyareti de bu çerçevede okunmalıdır.
Ziyaret, birçok çevrede “Fransa ile Suriye arasında yeni bir sayfa açılıyor” şeklinde yorumlandı. Oysa bu ziyareti tek başına değerlendirmek, fotoğrafın yalnızca görünen kısmına bakmaktır. Asıl hikâye, Macron’un Şam’a gitmeden önce aylar boyunca yürüttüğü diplomatik trafikte gizlidir.
2026 yılı boyunca Macron’un iki ayrı muhatabı vardı.
Birincisi Şam yönetimi…
İkincisi ise Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı olarak değerlendirdiği terör örgütü SDG/PKK elebaşı Mazlum Abdi.
Macron önce Mazlum Abdi ile telefon görüşmeleri yaptı.
Ardından Münih Güvenlik Konferansı’nda yüz yüze görüştü.
30 Ocak’ta Şam yönetimi ile terör örgütü SDG/PKK arasında imzalanan mutabakata açık destek verdi.
Daha sonra Mazlum Abdi Paris’e giderek Fransız yetkililerle görüştü. Basına yansıyan bilgilere göre Fransa’dan; Şam yönetimine baskı yapılmasını, mutabakatın terör örgütü SDG/PKK’nın öngördüğü şekilde uygulanmasını, özerk yönetim yapısının korunmasını, yerel güvenlik güçlerinin muhafaza edilmesini ve anayasal statü taleplerinin desteklenmesini istedi.
Bütün bunların hemen ardından Macron Şam’a gitti.
Şam’da üç kritik mesaj verdi.
“Suriye devletinin tüm Suriye toprakları üzerinde kontrol sağlaması şarttır.”
“Fransa, güvenliği güçlendirme alanında Suriye ile iş birliğine hazırdır.”
Üçüncüsü ise ziyaretin gerçek mahiyetini ortaya koyuyordu:
“Fransa, Suriye’nin enerji koridorlarının kalbinde yer alan bir devlet olarak inşa edilmesine inanmaktadır.”
İşte bütün düğüm bu üç cümlede gizlidir.
Bir taraftan terör örgütü SDG/PKK ile diplomatik temas yürütüyorsunuz.
Bu yapının taleplerini dinliyorsunuz.
Şam üzerinde baskı kurulmasını isteyen görüşmelere ev sahipliği yapıyorsunuz.
Sonra Şam’a gidip “Suriye’nin tamamında devlet otoritesi kurulmalıdır.” diyorsunuz.
Ardından da........
