menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asya-Pasifik’te Bitmeyen Satranç

32 0
28.06.2026

Tam 76 yıl önce Kore Yarımadası'nda başlayan savaş yalnızca iki Kore'nin kaderini değiştirmedi. Aynı zamanda uluslararası sistemin de yönünü belirleyen kırılma noktalarından birisi oldu. Tarihe "Soğuk Savaş'ın İlk Sıcak Savaşı" olarak geçen Kore Savaşı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasındaki küresel rekabetin ilk doğrudan askerî karşılaşmasıydı. Üç yıl süren savaş milyonlarca insanın hayatına mal olurken, 1953'te imzalanan ateşkes ise gerçek anlamda bir barış getirmedi. Kore Yarımadası bugün hâlâ teknik olarak savaş hâlindedir.

Aradan geçen 76 yıl boyunca dünya defalarca değişti. Berlin Duvarı yıkıldı, Sovyetler Birliği dağıldı, Çin küresel ekonominin merkezlerinden biri hâline geldi. Ancak Kore Yarımadası'ndaki güvenlik denklemi büyük ölçüde aynı kaldı. Sınır çizgileri değişmedi, karşılıklı tehdit algıları ortadan kalkmadı ve nükleer silahlar bölgenin en önemli güvenlik başlığı olmaya devam etti.

Bugün Asya-Pasifik yeniden dünya siyasetinin merkezine yerleşmiş durumda. ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabet artık yalnızca ticaret savaşlarıyla sınırlı değil; rekabet teknoloji, yapay zekâ, yarı iletkenler, deniz güvenliği, Tayvan ve askerî denge gibi birçok alana yayılmış bulunuyor.

Bu çerçevede ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen ay Çin'e gerçekleştirdiği ziyaret dikkat çekiciydi. Washington ile Pekin arasında ticaret, İran krizi, Tayvan ve Kuzey Kore gibi birçok başlığın masaya yatırılması, iki büyük güç arasında rekabet sürerken diyalog kanallarının da tamamen kapanmadığını gösterdi. Görüşmeler büyük stratejik sorunları çözemese de iki tarafın iletişimi sürdürme iradesi bakımından önemliydi. Özellikle Kuzey Kore'nin nükleer programının yeniden gündemin üst sıralarında yer alması, Pyongyang'ın da dikkatle izlediği gelişmeler arasında.

Tam da böyle bir dönemde Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un ülkesinin nükleer kapasitesini güçlendirmeye yönelik açıklamalar yapması tesadüf değildir. İlk bakışta bu söylemler yeni bir askerî meydan okuma gibi görünse de satır aralarına bakıldığında farklı bir strateji olduğu görülmektedir.

Kuzey Kore'nin son dönemde nükleer konusundaki açıklamalarını yalnızca askerî........

© Milli Gazete