Madalyadan fazlası bir kuşağın doğuşunu izledik
Bir turnuva biter. Kupalar sahiplerini bulur, madalyalar boyunlara asılır, salonlar boşalır. Skor tabelası ise birkaç gün sonra hafızalardan silinmeye başlar. Ama bazı organizasyonlar vardır ki geriye sadece sonuç bırakmaz; bir umut, bir hikâye ve geleceğe dair güçlü bir işaret bırakır. İstanbul’un ev sahipliğinde düzenlenen FIBA U17 Erkekler Basketbol Dünya Kupası, Türk basketbolu açısından tam da böyle bir organizasyon oldu.
Evet, Türkiye bronz madalya maçında Avustralya'ya 77-69 mağlup oldu ve turnuvayı dördüncü sırada tamamladı. İlk çeyrekte yakalanan 30-12'lik dezavantajın ardından gösterilen direnç farkı tek hanelere kadar indirmeye yetse de madalya için yeterli olmadı. Ancak bu turnuvayı yalnızca son maçın skoru üzerinden okumak, hikâyenin büyük bölümünü kaçırmak olur. Çünkü bu takım bize bir sonuçtan çok daha fazlasını verdi. Turnuvanın kırılma anı kuşkusuz Fransa karşılaşmasıydı.
Basketbol sadece yetenek oyunu değildir. Karakter, sabır ve doğru karar verme becerisi de en az şut yüzdesi kadar belirleyicidir. Fransa karşısında genç milliler tam da bunu gösterdi. Son çeyreğe girilirken geride olan, maçın bitimine üç dakika kala altı sayı farkla geri düşen bir takım vardı. Fakat panik yapmayan, oyundan kopmayan ve birbirine güvenmeye devam eden bir takım...
Ömer Kutluay'ın kritik anlarda sorumluluk alması, Darius Karutasu'nun oyunun iki yönündeki katkısı ve takım savunmasının giderek sertleşmesiyle Türkiye, 94-87'lik unutulmayacak bir geri dönüşe imza attı. Bu galibiyet yalnızca yarı final bileti değildi. Bu galibiyet, genç oyuncuların uluslararası seviyede........
