Erbakan, şuurlu Müslüman'ı anlatıyor
Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Bir Ramazan ayı içindeyiz. Aynı zamanda Erbakan Hoca’mızın vefat yıl dönümü içindeyiz. Bir hadiste; “Ölmüş olanlarınızı hayırla yâd ediniz” buyrulur. Erbakan Hoca’mızı yâd ederken elbette ki, onun bize telkin ettiği şeyler üzerinden anmak gerekir. Erbakan Hoca’mızın Nermin Erbakan’ın vefatı üzerine yaptığı bir konuşma var. Bu konuşmadan alıntılar yaparak, onun bize vermeye çalıştığı şuuru yeniden hatırlayalım. Erbakan Hoca’mız şöyle diyor: “Benim inancıma göre, şuurlu Müslüman 4 şeyle ölçülür; 1. Temizlik Müslümanlığın ayrılmaz bir parçasıdır. 2. Güzel ahlâk Müslümanlığın ayrılmaz bir parçasıdır. 3. İbadetlerini titizlikle yerine getirmesi. 4. Cihat etmesi.” Bu açıdan baktığımız zaman, Erbakan Hoca’mız, bunların hepsini tasavvurların üzerinde en mükemmel bir titizlikle ve gayretle yerine getirmiş bir insan ve liderdir. Bundan dolayıdır ki, yaptıkları her şeyi düşündüğümüz zaman, inancımıza göre Allah dostlarına evliya denir. Erbakan Hoca’mız, Allah’ın veli kıldığı bir kuludur. Allah mekânını cennet, derecesini âli eylesin.
“Cenab-ı Allah (C.C.) bu kâinatı ve dünyayı bildiğimiz gibi tanzim buyurmuş, kendisi kemal sıfatı sahibidir. Hiçbir eksiği noksanı yoktur. Yaptığı her işi en mükemmel bir şekilde yapar. Kâinatın böyle tanzim edilmiş olması, Cenab-ı Hakk’ın bir kemal sıfatının tecellisidir ve bu tanzim içinde ölüm vardır. Ölüm en büyük derstir, en büyük ibrettir ve bizim düşündüğümüzün çok daha üstünde mükemmeliyetin bir gereğidir. Biz idrak etsek de etmesek de. Ancak Rabbimiz, aynı zamanda Rahman’dır ve Rahim’dir. Ölüm acı bir şeydir. Siz 40 sene har zaman beraber olduğunuz bir insanla, yine beraber olmak istediğiniz bir anda bakıyorsunuz ki ona ulaşamıyorsunuz, yanınızda değil soramazsınız, fikrini alamazsınız ve arzusunu tespit edemezsiniz, bu büyük bir acıdır. Ondan dolayı ölüm acıdır. Ancak Efendimiz (S.A.V.) de bu acıları çekmiştir. Çünkü Cenab-ı Allah, bizim düşünebildiğimizden çok daha mükemmel bir şekilde, kâinatı bu esas üzerine tanzim buyurmuştur. Fakat diğer yandan, Rahman ve Rahim olduğu için, bakın ben kâinatı böyle tanzim buyuruyorum, bu en mükemmel tanzim şekli olduğu için size bu acıyı vereceğim. Ama ben, Rahman ve Rahim’im. Ondan dolayı size sabır veririm, sabr-ı cemil. Bundan başka, bu acıya tahammül ettiğiniz için, çok büyük mükâfat veririm, ecri cezil. Kaldı ki ben sizi cennette tekrar buluşturacağım. Onun için meseleyi kısa vadeli olarak düşünmeyin. Yarın cennette buluştuğunuz zaman, şu anda çektiğiniz acıları bir hatıra olarak konuşmaya başlayacaksınız.” Erbakan Hoca’mız, ölüm olayını böyle anlatıyor. Diyor ki Allah insana, bu acılara direnme gücü olarak sabr-ı cemil veriyor.
Bir Müslüman ölüm dâhil karşılaştığı acılar karşısında, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” ayetini okur. Bu davada yük taşımak çok kıymetli bir şeydir. Bir Müslüman bu yükü taşırken çektiği sıkıntıları hissettirmez. Burada Tevbe Suresi’nin 71 ve 72. ayetlerine bakmak gerekir. 71. ayetin meali şöyledir: “Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, namazı kılar, zekâtı verir, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Muhakkak Allah yücedir, hâkimdir.” Bu ayeti kerimede Cenab-ı Hak Müslüman erkeklerle Müslüman kadınları birbirlerini idare eden, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan, namazı kılan, zekâtı veren, Allah ve Resulüne itaat eden veliler olarak tanımlar. Bu ayette sayılan vasıflara sahip mümin kadın ve erkeklere Allah’ın vadi ise 72. ayette şöyle beyan edilir: “Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan, içlerinde sonsuza kadar kalacakları cennetler ve Adn cennetinde güzel meskenler vaat etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden daha büyüktür. İşte en büyük başarı ve kurtuluş budur.” İşte bir Müslüman kadın ve erkek 71. ayette zikredilen vasıflara sahip olur, bu hal üzere ölürse Allah onu cennetine koyar ve ondan razı olur. Bir kimsenin dünya hayatında kazanacağı en büyük servet budur. Peki, bu nimetlere kavuşmak için ne olmak, ne yapmak gerekir? Erbakan Hoca’mız kendisine Peygamberimizi ve Ashabını örnek alarak İslam’ca düşünmüş ve İslam’ca yaşamış bir Müslüman olarak, bir veli olarak, bu asrın Müslüman’ına örnek ve model olmaya çalışmıştır. Onun hayatında İslam’dan başka önemsenen başka bir şeye rastlamak mümkün değildir. Erbakan Hoca’mız; “fena fil İslam” olmuştur.
İslamsız saadet olmaz diyen Erbakan Hoca’mız bizlere her fırsatta İslam’ı anlatmış, hayatın “iman ve cihattan” ibaret bir sınav olduğunu telkin etmiştir. Herkesin şuurlanması için dertlenip ter dökmüştür. Şimdi onu dinleyelim: “Cihat: Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için var gücümüzle çalışmaktır. Namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir. Müslüman hakkın hâkimiyeti için motor, şerrin yok olması için fren olma görevlisidir. Cennete girmek için, mutlaka Müslüman olmak gereklidir. Ancak bu dünyada, adil bir düzenin himayesinde, huzur ve emniyet içinde yaşamak için, sadece insan olmak yeterlidir. Biz seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz. Biz mantar zihniyetli değiliz, biz çınar ağacıyız. Aşk, azim ve Milli Görüş tekeden bile süt çıkarır. Bizim davamızda kimse kendi için yaşamaz, herkes kardeşi için yaşar, menfaati öldürmenin en kolay yolu budur. Saadet Partisi son imtihanı da kazananların partisidir. Şimdi aldanmayacağız, dünya menfaati diye aldatılamayacağız ki hedefe ulaşılsın, unutmayalım ki; Cenab-ı Allah nurunu tamamlayacaktır.” Allah’tan Erbakan Hoca’mıza ve vefat eden dava büyüklerimiz rahmet dileriz. Selam hidayete tabi olanlara…
