menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eşref-i mahlûk-un hezeyanı

29 0
24.05.2026

Hemen herkesçe bilinir Yüce Allah insanı eşref-i mahlûk olarak yaratmıştır. Yani ki yaratılanların en şereflisi... Peki, ne farkı var insanın diğer mahlûkattan? ... Şu kadar ki insan düşünebilen, yorum yapabilen ve de karar verebilen bir yapıya sahiptir. Diğer canlılarda böyle bir özellik aramayız. Onları mesela bir trene benzetebiliriz. İçgüdü denilen ray üzerinde hareket ederler.

Peki, hezeyan işin neresinde? ... Madem insan düşünebiliyor, yorum yapabiliyor ve karar verebiliyor o halde hezeyandan nasıl söz edilebilir? ... İşte asıl sıkıntı burada. Burada bir eksiklik var. İnsan bu eksikliği görmüyor, görmek istemiyor veya işine gelmiyor. Fakat bu bakış açısı sonucu değiştirmeyecek, sonuç maalesef zorunlu hezeyan olacak.

Çözüm? ... Çözüm eşref-i mahlûk olma formülüne uygun hareket etmektir. Yani, doğru verileri girip, doğru işlem yapmak ve doğru sonuca ulaşmak. Peki, formül nedir, veriler nelerdir ve nasıl girilir? ... Mesela bedeni bir hastalığın tedavisi için doktora gidilir. İlacı doğru kullanmak için prospektüsüne bakılır. İşte ruhun şifa kaynağı olan doktor Yüce Allah’ın görevlendirdiği peygamber ve prospektüs ise Kur’an’ı Kerim’dir.

Önceki yazılarımızdan hatırlayalım! Yüce Allah bütün bu Kâinat’ı madde ve mânâ olmak üzere iki ana âlemden yaratmıştır. Her iki âleminde çok sayıda varlıkları vardır. Her varlık dünyası da ayrıca âlem olarak nitelendiriliyor. Misal hayvanlar âlemi, bitkiler âlemi vs. Tabii onlar da ayrı ayrı âlemlere ayrılırlar. Öyle ki on sekiz bin âlemin var olduğu biliniyor.

Madde âleminin varlıkları, beş duyu organıyla algılanma özelliğine sahiptirler. Zerreden kürreye her varlık bu kapsamdadır. Mânâ âleminin varlıklarına ise melekleri ve........

© Milli Gazete