İslam Düşüncesinin İnşası
Bugün müslüman zihni ve bedeni açısından paradigmal problem kimlik ve kişiliğinde parçalanmalar yaşaması olarak görünmektedir. Bir yandan hayata egemen olan post/modern paradigmanın perspektifinden belirginleşmiş bir düşünce ve hayat tarzı, diğer yandan müslüman düşüncenin tarihin içinden bugüne kadar gelen değersel kodları.
Bu ikisi arasındaki paradigmal zıtlık aslında hayatın tüm alanlarında bir sorunsala dönüşmektedir. Parçalanma şeklinde ifade ettiğimiz bu sorun, gerçekte bir düalizmin yansıma biçimidir ki, düalizm çifte hakikati sonuçlamaktadır. Böylece Tanrı’nın yanına başka bir “hakikat” daha eklenerek insan bütünselliğini ve hakikatini kaybetmektedir. Ömer Özbay’ın “Jön Havariler” isimli şiirinin şu mısralarına dikkat çekebiliriz: “Biz günde bin kez Tih çölündeyiz/Yanımız Tûr-i Sina yöremiz Kızıldeniz/Saygımız sonsuzdur Fir’avn efendimize/Lakin cümleten Musa’nın müritleriyiz.”
Söz gelimi; post/modern hayatın zaman tasavvuru ve pratikleri ile gündelik yaşamın nasıl şekillendiğine bakabiliriz. Öyle ki, artık insanların zaman tasavvurlarının değişmesi ile müslüman pratiklerinin dönüşümüne de şahitlik etmekteyiz. Pre-modern dönemde zaman daha........
