Muharrem ayı
Haram ayların birincisi olan Muharrem’i hicret ayı olmaktan çıkarıp bir matem ayı haline getirmenin hiç kimseye faydası yoktur. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sevgili torunu Hz. Hüseyin (r.a.) ve ailesine yapılan bu büyük zulmün karşılığı elbette cehennemdir. Ağlayarak, dövünerek, matem tutanlar ne Hz. Hüseyin’in makamını yükseltebilir; ne de zalimlerin cezalarını artırabilir.
Ayet meali: “Resûl-i Ekrem Aleyhisselâtü Vesselâm, vazife-i Risâletin icrâsına mukàbil ücret istemez; yalnız Âl-i Beytine meveddeti istiyor.”
Burada kastedilen mananın sadece akrabalık muhabbeti olmadığını müfessirler beyan etmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) mübarek nesli, risalet noktasında İslamiyet’e cibilli olarak taraftardır. Hem de onun sünnetinin tatbiki ve devam ettirilmesinin manevi bekçileridir.
Bu yüzden Hz. Resulullah (s.a.v.) bir defasında şöyle demiştir: “Size iki şey bırakıyorum, onlara temessük etseniz necat bulursunuz; biri, Kitâbullah; biri, Âl-i Beytim.”
Buradaki Al-i Beyt ifadesi elbette sünnetine uymak ve onun muhafazasına çalışmak manasına gelmektedir. Öyleyse Ehli Beyt’e muhabbet, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) ve sünnetine muhabbeti yani ittiba etmeyi gerektirmektedir.
Hicri 10 Muharrem 61 (Miladi 10 Ekim 680) tarihinde vukua gelen Kerbela hadisesi asırlardır bütün Müslümanların........
