Bağdat'ta Milis İktidarı
Irak'ta İran destekli silahlı grupların tasfiye edilmesi beklenirken, bu yapılara yakın isimler devletin zirvesine taşınıyor. Bağdat yönetimi, silahsızlandırma vaadiyle milislerin siyasi nüfuzunu güçlendiren uygulamaları arasındaki çelişkiyi açıklamak zorunda.
Devlet yönetiminde bazı kararlar vardır ki sonuçlarını anlamak için yıllarca beklemek gerekmez. Kararın kim tarafından alındığına, kimin yararına olduğuna ve hangi siyasi şartlar altında uygulandığına bakmak yeterlidir. Irak Parlamentosunun 15 Ekim'de gerçekleştirdiği kabine oylaması da böyledir. Bağdat'ta yaşananlar sıradan bir hükümet değişikliği, birkaç bakanın atanması veya siyasi partiler arasında yapılan alışılmış bir görev paylaşımı değildir. Karşımızda Irak devletinin egemenliği, silahlı milislerin geleceği ve İran'ın ülke üzerindeki nüfuzuyla doğrudan ilgili tarihî bir tercih bulunmaktadır.
Irak halkına verilen söz açıktı: Devlet otoritesi yeniden kurulacak, silah yalnızca devletin elinde bulunacak, İran bağlantılı silahlı yapılanmaların bağımsız askerî güç olarak faaliyet göstermesine son verilecekti. Başbakan Ali ez-Zeydi de hükümetinin meşruiyetini büyük ölçüde bu vaat üzerine inşa etti. Fakat bugün Bağdat'taki siyasi manzaraya baktığımızda başka bir gerçekle karşılaşıyoruz. Silahlı örgütlerin devlet üzerindeki nüfuzunu sona erdirmesi beklenen hükümet, bu yapılara yakın isimleri devletin en yüksek makamlarına taşıyor. İşte benim siyasi ikiyüzlülük olarak nitelendirdiğim durum budur.
15 Ekim'deki oylamada Laith el-Hazali'nin başbakan yardımcılığına getirilmesi, bu çelişkinin en açık örneğidir. Hazali, İran destekli Asaib Ehl el-Hak yapılanmasının lideri Kays el-Hazali'nin kardeşi ve aynı hareketin önde gelen isimlerindendir. ABD, bu örgütü 2020 yılında yabancı terör örgütleri listesine almış, Hazali kardeşlere de terör yaptırımları uygulamıştır. Dolayısıyla Bağdat'ta yaşanan hadise, herhangi bir siyasi hareketin temsilcisinin hükümete girmesinden ibaret değildir. Silahlı geçmişi ve İran bağlantıları uluslararası düzeyde tartışma konusu olan bir yapının devletin yürütme merkezine taşınmasıdır.
SİLAHSIZLANDIRMA VAADİNDEN İKTİDAR PAYLAŞIMINA
Savunma Bakanlığına Naif eş-Şemmeri, İçişleri Bakanlığına Yasir el-Maliki atanmıştır. Parlamento aynı oturumda yeni bakanlıkların kurulmasını da onaylamıştır. Burada önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor: Savunma Bakanlığının doğrudan Bedir Örgütüne verildiği doğrulanmış değildir. Ancak İran bağlantılı silahlı grupların siyasi pazarlıkların merkezine yerleştiği ve silahsızlanma görüşmeleri sürerken bazı grupların yeni bakanlık kurulmasını talep ettiği haberlerle ortaya konulmuştur. Meselenin özü, tek bir bakanlık koltuğundan çok daha büyüktür.
Şimdi Bağdat yönetimine sormak gerekir: Siz gerçekten milisleri silahsızlandırmak mı istiyorsunuz, yoksa onları devletin içine yerleştirerek mevcut silahlı düzeni yeni bir hukuki kılıfa mı sokuyorsunuz? Çünkü bu iki yol birbirinden tamamen farklıdır. Birincisi devletin egemenliğini güçlendirir. İkincisi ise devlet kurumlarını silahlı grupların siyasi pazarlıklarına bağımlı hâle getirme tehlikesi taşır. Devletin silah üzerindeki tekeli, milis liderlerinin hükümet toplantılarına katılmasıyla değil, bütün silahlı yapıların emir-komuta zincirinin anayasal otoriteye bağlanmasıyla sağlanır.
SİLAHLAR TESLİM EDİLECEK Mİ, YOKSA MAKAMLAR MI DAĞITILACAK?
Bedir Örgütünün daha önce yaptığı açıklamalar da bu tehlikenin küçümsenmemesi gerektiğini gösteriyor. Örgüt temsilcileri, zorla silahsızlandırmanın iç çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulundu. Silah bırakılması için yabancı askerlerin çekilmesi ve başka güvenlik şartlarının yerine getirilmesi gerektiğini savundu. Burada üzerinde düşünülmesi gereken temel mesele şudur: Bir ülkede silahlı bir yapı, silahlarını teslim etmek için seçilmiş hükümete şart koşabiliyorsa o ülkede egemenliğin kimde olduğu sorusu henüz çözülmemiş demektir.
Bir devletin karşısında kendi askerî kapasitesine dayanarak pazarlık yapan güçler varsa, o devletin kurumları ne kadar gösterişli olursa olsun egemenlik sorunu devam eder. Bakanlık binaları, makam araçları, resmî törenler ve parlamento........
