NATO Zirvesi ve Jeopolitik Özerklik
Bu satırları yazarken Ankara'da NATO Zirvesi henüz başlamamış, liderlerin ortak bildirileri ve kamuoyuna yansıyacak kararlar açıklanmamıştı. Elbette zirvenin ardından bütün dünya gibi biz de sonuç bildirgesini, verilecek mesajları ve alınan kararları dikkatle takip edeceğiz.
Ancak uluslararası siyaseti anlamak, yalnızca zirvelerin sonunda yayımlanan metinleri okumakla mümkün değildir. Asıl önemli olan, o metinleri doğuran tarihsel kırılmaları, güç dengelerini ve jeopolitik dönüşümleri doğru okuyabilmektir. Bu nedenle bu yazı, Ankara Zirvesi'nin sonuçlarını yorumlamaktan ziyade, zirvenin üzerinde yükseldiği küresel zeminin fotoğrafını çekmeye çalışmaktır.
Küresel güç merkezlerinin çeşitlendiği ve ittifak içi dengelerin hassaslaştığı bu yeni denklem, kaçınılmaz olarak Türkiye gibi stratejik coğrafyaların ağırlığını artırmaktadır. Bu bağlamda Zirvenin Ankara'da gerçekleştirilmesi, sadece diplomatik bir tercih değil, aynı zamanda yeni jeopolitiğin sembolik bir yansımasıdır. Türkiye, NATO'nun ikinci büyük askerî gücü olmasının yanında Avrupa, Asya, Karadeniz, “Orta Doğu” ve Doğu Akdeniz'i aynı anda etkileyebilen eşsiz bir coğrafi konuma sahiptir. Coğrafya Türkiye’ye, tek blok yerine, farklı aktörlerle aynı anda ilişki kurabilecek hareket alanlarını vermektedir.
Türkiye, Batı........
