Geleceği kurumlar taşır
Dünya uzun süredir yeni bir denge arıyor. Eski ittifakların sorgulandığı, krizlerin sınır aşan nitelik kazandığı, teknolojinin yalnızca ekonomiyi değil güvenlik anlayışını da dönüştürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Böyle zamanlarda devletler sadece güvenlik stratejilerini değil, gelecek tasavvurlarını da yeniden tanımlamak zorunda kalıyor. İstanbul'da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında gerçekleştirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısını bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Günlük haber akışı içinde diplomatik bir gelişme olarak görülebilir. Ancak açıklamanın satır aralarında, üç ülkenin yalnızca mevcut risklere cevap vermeyi değil, bölgesel ölçekte daha kalıcı bir iş birliği zemini oluşturmayı hedeflediği görülüyor. Bunun nedeni açık. İçinden geçtiğimiz çağın tehditleri, tek bir ülkenin kapasitesiyle yönetilebilecek sınırları çoktan aştı. Enerji güvenliği, terörle mücadele, düzensiz göç hareketleri, siber saldırılar, kritik altyapıların korunması ve yapay zekâ kaynaklı yeni riskler artık birbirinden bağımsız başlıklar değil. Bir bölgede yaşanan istikrarsızlık kısa süre içerisinde çevre coğrafyalara da yansıyabiliyor. Güvenlik artık yalnızca sınır hatlarında değil; ekonomide, teknolojide ve diplomatik ilişkiler ağında da üretiliyor. Bu nedenle İstanbul'daki buluşmanın en dikkat çekici yönü askerî boyutundan çok kurumsal niteliğidir. Suudi Arabistan'da kurulacak sekretarya ve anlaşmanın kalıcı mekanizmalarla desteklenmesi, geçici iş........
