Umut tükenmemeli
Değerli okurlarım, ülkemizin sûnî gündemleri birçoğumuzun mâlumu. Bir tarafta ahbap-çavuşların onurdan ahlaktan yoksun oluşturduğu gündemle demlenenler, diğer tarafta adalet bakanlığımızın temiz eller operasyonu ile sorgulama sırasına koyduğu ünlü ünsüz güruhun kendini savunma adına ifşaları.
Arsızlar, hırsızlar, yolsuzlar çetesinin sayısız ifşalarından da anlıyoruz ki ülkemizin kazanımı olan yerli ve milli ne varsa yok etmekle görevli çağdışı bir güruhla karşı karşıyayız.
Elbette devletimizin gücüne inanmalı ve ümitvar olmalıyız.
Umut etmek, kör bir iyimserlik değil, anlamın henüz tükenmediğini kabul etmektir. İnsan, geleceğin belirsizliğine rağmen bugünü sürdürebiliyorsa, umuda olan güveninden doğar.
Umut, edilgen bir bekleyiş değildir; insanı harekete geçiren, eyleme çağıran bir iç ışık gibidir. Çünkü umutsuzluk, ışıksız bir tünelde bocalamadır ve zaman orada akmaz, düşünce orada yankılanmaz.
Dolayısıyla umut, ne saf duygusallıktır ne de kuru mantık. O, varlığın sınırlarında duran bir bilinç halidir: karanlığın gerçekliğini inkâr etmeden, yine de ışığa yönelmek. Umut eden insan, hakikati süslemeye değil, ona dayanmanın yollarını aramaya cesaret eder.
Umud biterse herşey biter sözü bu........
