menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Solun temsil edemediği sınıf

36 0
05.04.2026

Sol düşüncenin güç kaybı uzun süredir tartışılıyor. Çoğu analiz bunu seçim sonuçları üzerinden okuyor; oy oranları düşüyor, merkez sol partiler zayıflıyor, sağ popülizm yükseliyor.

Ancak bu tabloyu yalnızca siyasal rekabet olarak görmek yanıltıcı olabilir. Ortada daha derin bir mesele var. Solun krizi, fikir üretme kapasitesinden çok, temsil ettiği toplumsal zeminin çözülmesiyle ilgili. Belki daha açık söylemek gerekir: Sol hâlâ konuşuyor, fakat artık kimin adına konuştuğu net değil.

Tarihsel olarak solun gücü belirli bir toplumsal yapıya dayanıyordu. Sanayi üretimi, yoğun işçi sınıfı, sendikal örgütlenme ve kolektif hak mücadelesi bu yapının temelini oluşturuyordu. Bu zemin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir bütünlük de üretiyordu. İşçi sınıfı hem üretim sürecinde hem de politik alanda görünür bir aktördü. Bu nedenle sol siyaset yalnızca bir ideoloji değil, somut bir toplumsal temsil biçimiydi. Bugün bu yapı büyük ölçüde çözülmüş durumda.

Sanayisizleşme süreci, üretimin küresel ölçekte yeniden dağıtılması ve hizmet sektörünün genişlemesi bu dönüşümün ana dinamikleri arasında yer alıyor. İşçi sınıfı ortadan kalkmadı; fakat parçalandı. Kalıcı, örgütlü ve kolektif bir güç olmaktan çok, güvencesiz, dağınık ve heterojen bir yapıya dönüştü. Platform ekonomisi, geçici işler ve esnek çalışma modelleri bu parçalanmayı daha da derinleştirdi. Bu noktada solun karşı karşıya olduğu sorun yalnızca ideolojik değil, yapısal. Çünkü temsil edilecek sınıf artık eski bütünlüğünü taşımıyor.

Burada bir çelişki ortaya çıkıyor. Küresel ölçekte eşitsizlik artıyor, gelir dağılımı bozuluyor, servet belirli kesimlerde yoğunlaşıyor. Bu tablo klasik olarak sol siyasetin güçlenmesini gerektirir. Ancak tam tersi bir sonuç gözleniyor. Bu çelişkiyi açıklamak için yalnızca “yanlış politikalar” demek yeterli değil. Daha temel bir değişim söz konusu. Ekonomik eşitsizlik artarken, bu eşitsizliğe tepki üretecek kolektif yapı zayıflamış durumda.

Solun bu boşluğu........

© Medya Günlüğü