menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sessizce çöken üniversiteler

62 0
12.05.2026

Modern üniversitelerin yaşadığı kriz çoğu zaman bütçe tartışmaları, sıralama listeleri ya da mezun istihdam oranları üzerinden okunuyor

Oysa daha derinde, daha yapısal bir dönüşüm yaşanıyor. Üniversiteler yalnızca mali olarak değil, düşünsel olarak da çözülüyor. Bu çözülme ani değil; tam tersine oldukça sessiz ilerliyor. Belki de bu yüzden yeterince fark edilmiyor. Kampüsler hâlâ kalabalık, diplomalar hâlâ değerli görünüyor, uluslararası kongreler sürüyor, akademik yayın sayıları artıyor. Ancak bütün bu hareketliliğin altında, üniversitenin tarihsel anlamını aşındıran başka bir süreç işliyor.

Üniversite uzun süre modern toplumun düşünsel merkezi olarak kabul edildi. Bilgi üretir, eleştiri geliştirir, toplumu yalnızca teknik olarak değil zihinsel olarak da dönüştürürdü. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde üniversiteler, sosyal hareketlerle, kamusal tartışmalarla ve ideolojik mücadelelerle güçlü bağlar kurmuştu. Akademisyen yalnızca uzman değil, aynı zamanda kamusal entelektüeldi. Üniversite ise yalnızca meslek kazandıran bir kurum değil, düşüncenin örgütlü alanıydı.

Bugün bu yapı büyük ölçüde değişmiş durumda. Üniversiteler giderek daha fazla piyasa mantığıyla yönetiliyor. Bilginin kendisi bile artık düşünsel değerinden çok ekonomik karşılığı üzerinden ölçülüyor. Hangi bölümün “iş buldurduğu”, hangi araştırmanın “fon çektiği”, hangi akademisyenin daha fazla proje ürettiği temel kriter haline geliyor. Böyle bir ortamda düşünce, yavaş yavaş performans göstergelerine sıkışıyor.

Bu dönüşüm yalnızca yönetim biçimini değiştirmiyor; bilginin toplumsal anlamını da dönüştürüyor. Üniversiteler artık düşünce üretmekten çok, piyasanın ihtiyaç duyduğu insan kaynağını üretmeye yöneliyor. Böyle bir sistem içinde bilgi kamusal bir değer olmaktan uzaklaşıyor; ölçülebilir, satılabilir ve performansa dönüştürülebilir bir araca dönüşüyor. Akademisyen giderek daha fazla proje üreten teknik bir çalışana, öğrenci ise gelecekteki iş piyasasına hazırlanması gereken ekonomik bir özneye indirgeniyor. Bu nedenle üniversitelerde yaşanan kriz yalnızca akademik değil, aynı zamanda toplumsal ve sınıfsal bir dönüşüm anlamı........

© Medya Günlüğü