menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’nin kırk yıllık hatası

21 0
16.08.2026

Eskişehir Beylikova’da geçen yıl açılan pilot tesiste çalışan bir mühendis, elindeki cevher örneğini gösterirken gülümsüyordu: “Bunun içinde bir elektrikli aracın kalbi var.”

Sözünü ettiği, adını çoğu insanın hiç duymadığı bir grup element; neodimyum, disprosyum, praseodimyum. Ama bu isimlerin arkasında, otomobilden savunma sanayisine, rüzgar türbininden yapay zekâ donanımına kadar bütün yüksek teknolojinin bağlı olduğu bir tedarik zinciri duruyor. Ve bu zincirin ucu, büyük ölçüde tek bir ülkenin elinde.

Çin, dünya nadir toprak elementi madenciliğinin yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştiriyor. Ama asıl belirleyici rakam bu değil. Küresel rafinasyon ve ayrıştırma kapasitesinin yüzde 85-90’ı, kalıcı mıknatıs üretiminin ise yüzde 90’ından fazlası tek bir ülkede toplanmış durumda. Amerika ya da Avustralya kendi topraklarından cevher çıkarsa bile, işlemek için çoğu zaman yine Çin’e göndermek zorunda kalıyor. Yer altındaki zenginlik, yer üstündeki işleme tesisi olmadan bir işe yaramıyor.

Bu ayrım, meselenin özünü gösteriyor. 1980’lere kadar dünyanın en büyük nadir toprak üreticisi Amerika Birleşik Devletleri’ydi. Bugün ithal ettiği nadir toprak elementlerinin büyük kısmını Çin’den temin ediyor, bu da savunma teknolojilerinde stratejik bir zafiyet yaratıyor. Aradaki kırk yılda asıl olan, doğal kaynağın tükenmesinden çok, Amerikan sermayesinin madencilik ve rafinasyon gibi kirli, düşük marjlı, emek yoğun üretim aşamalarını terk edip finans ve hizmet sektörüne yönelmesi; Çin’in ise tam tersi bir stratejiyle bu üretim aşamalarını devlet destekli sanayi politikasıyla yıllar içinde tekeline alması oldu. Piyasa bunu “verimlilik” olarak okudu uzun süre; bugün........

© Medya Günlüğü