menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuk değil gelecek kaygısı

17 0
03.07.2026

Kısa süre önce Diyanet’in talimatıyla okunan cuma hutbesinde, “İnancımızda rızkın Allah’a ait olduğu vurgulanmasına rağmen, gençler arasında çocuk sahibi olmanın hayatı zorlaştırdığı yönündeki söylemler giderek artmaktadır” denildi.

Bu sözler, son yıllarda düşen doğurganlık oranlarını ve gençlerin çocuk sahibi olma konusundaki isteksizliğini yeniden gündeme taşıyor.

Türkiye’de 18-33 yaş grubunda yapılan araştırmalara göre, gençlerin yaklaşık yüzde 20’si ya evlenmek istemiyor ya da evlense bile çocuk sahibi olmayı düşünmüyor. (MAK Danışmanlık, 2024)

Bu isteksizliği yalnızca ekonomik koşullarla açıklamak yeterli değil. Konunun güçlü sosyolojik boyutları da bulunuyor.

Eskiden çocuk büyütmek, geniş aile içinde paylaşılan doğal bir yaşam deneyimiydi. Bugün ise birçok genç bu sorumluluğu tek başına üstleniyor. “Çocuk sahibi olmak” artık hayatın olağan akışındaki bir aşama değil; sürekli sorgulanan, yüksek beklentiler yüklenen bir karar hâline geldi.

Bugünün gençleri; anne ve babalığı geçmiş kuşaklara göre çok daha ağır bir sorumluluk olarak görüyor. “İyi bir ebeveyn olabilecek miyim?”, “Çocuğuma istediği eğitimi verebilecek miyim?”, “Ona güvenli bir gelecek sunabilecek miyim?” sorularını daha sık soruyorlar. 

Mesele gençler için sadece çocuk sahibi olmak değil; “mükemmel ebeveyn” olma baskısıyla da baş etmek.

Bir başka etken ise özgürlük anlayışındaki değişim. 18-33 yaş arasındaki kuşak; seyahat etmeye, kendini geliştirmeye, kariyerine ve bireysel yaşamına önceki kuşaklardan daha fazla önem veriyor. Çocuk sahibi olmanın bu yaşam biçimini önemli ölçüde........

© Medya Günlüğü