Domates, biber, patlıcan
Nüfusun bu kadar çok, seracılığın ve ithalatın bu kadar yaygın olmadığı yıllardı…
Yaz sebze ve meyvelerini yazın, kış sebze ve meyvelerini de kışın yediğimiz zamanlardı… Ne fast food beslenme bilinirdi ne de üzerinde adınızın yazdığı plastik bardaklarda çeşit çeşit kahvelerin satıldığı cafeler vardı… Hazır yemekler, serpme kahvaltılar ve sepetlerden eve yemek söylemeler henüz icat edilmemişti.
Köylü köyünde, tarlasında ekip biçer, hayvanını beslerdi. Tüm tavuklar özgür/gezen tavuk, tarladaki ürünler hormonsuz ve ilaçsızdı. O zamanlar köylerin çoğunda elektrik, su bulunmaz, aydınlanmak için gaz lambası ve temizlik/içme/çamaşır için su kuyuları kullanılırdı. Traktörün olmadığı yerlerde at, eşek, öküz gibi hayvanlar ihtiyaçları görürdü.
Kentlerde yaşayanların çoğunluğu kıt kanaat geçinir, kendi işinde gücünde çoluk çocuğuyla yaşamaya çalışırdı. Bir yandan ev işleri, öte yandan çocukları ile uğraşan annelerin işleri hiç bitmezdi. Çamaşırlar makine yerine, gaz ocağı üstündeki kazanlarda kaynatılır ve leğenlerde elle yıkanırdı. Bulaşık, temizlik, ütü, yemek, alışveriş gibi aklınıza gelecek tüm ev işleri hiç yorulmak ve yakınmak bilmeyen fedakar annelerimiz sayesinde tamamlanırdı.
Kimse kışın domates, sivri biber, patlıcan yok diye hayıflanmaz, yazdan kuruttukları sebzeler ve yaptıkları salçalarla idare ederdi. Yazın ailecek açık hava sinemalarında gidilir, kışın kömür sobaları üstüne kestane kebap yapılırken radyo........
