menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vicdanın ölçü birimi

23 0
05.05.2026

İnsanlık ateşi buldu, tekerleği icat etti, şehirler kurdu, kıtalar aştı, uzaya çıktı. Fakat bir şeyi hâlâ tam anlamıyla terbiye edemedi: şiddeti

Çünkü şiddet yalnızca bir eylem değil, insanın içinde yaşayan eski bir refleks, zamanla biçim değiştiren bir varoluş gölgesidir. Kimi zaman yumruk olur, kimi zaman yasa; kimi zaman kurşun olur, kimi zaman cümle.

Şiddet ruhumuzda büyük bir alanı işgal eder. Daimi şiddet duygusuna sahip insanlar bu duygularını hayatlarına da geçirirler. Şiddetin vicdanın ölçü birimi olduğunu hatırlatmak gerekir; çünkü tolerans seviyesi bu ölçüyü aşağı ya da yukarı taşıyabilir. Kin, nefret, kısasa kısas, sevgisizlik, bencillik, tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük, ırkçılık, din, rejim… derken insanlık çoğu zaman kendini tüketir. Her türü acı verir.

Şiddetin biçimleri de en az insanın kendisi kadar çeşitlidir. Sözel şiddet gönlü acıtır, fiziksel şiddet bedeni acıtır, psikolojik şiddet ise ruhu acıtır. Fiziksel şiddetin acısı çoğu zaman geçer; ama gönül ve ruh acısı geçmez, dinmez, bazen bir ömür taşınır. Çünkü bazı yaralar görünmezdir ve bu yüzden unutulmazdır.

Kaybolmayan şeyler vardır; onlardan biri de şiddettir. Modernite şiddetten uzaklaşmış görünse de aslında onu ortadan kaldırmamış, sadece biçim değiştirmesine izin vermiştir. Şiddet artık kılıktan kılığa giren bir oyuncudur ve toplumsal koşullara göre sürekli suret değiştirir.

Günümüzde şiddet açık çatışmadan mahrem alana, fiziksel karşılaşmadan dijital yayılmaya, kaba güçten medyatik dile, bedensellikten psikolojik baskıya doğru kayar. Derinin altına, satır aralarına, kılcal damarlara ve sinir uçlarına kadar sızar. Öyle ki çoğu zaman tamamen yok olduğu yanılgısına kapılırız. Hatta kimi zaman özgürlük söyleminin içine karışarak daha da görünmez hale gelir.

Bugün modern dünyada yaşıyoruz denir. Binalar yükselir, ekranlar çoğalır, teknoloji........

© Medya Günlüğü