menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan görülmek ister

74 0
17.03.2026

İnsan, varoluşunun farkına vardığı ilk andan itibaren kendisini tuhaf bir sahnenin ortasında bulur.

Ne bu sahnenin nasıl kurulduğunu bilir ne de oyunun ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini. Sanki uzun bir bilinçsizlik uykusundan uyanmış da kendisini sonsuz gibi görünen bir dünyanın içinde, sayısız insanın arasında bulmuştur. Herkes bir şeylerin peşinde koşmakta, herkes bir şeylerden kaçmakta, fakat kimse tam olarak neyi aradığını ya da neden kaçtığını kesin olarak bilmemektedir.

Kendi doğallığını gösterdiğinde bile başkalarının kurallarına uymayan bir canlıdır sanki. İnsan, doğanın kendi içinde kabul ettiği çeşitliliği kendi elleriyle sınırlamaya çalışır; farklı olmayı, kendi renkleriyle var olmayı bir suç gibi görür. Bütün bu yargılar, tarih boyunca içten içe bir haksızlık hissi bırakır; insan kendisine değil, başkasına göre ölçülür.

İnsanlık tarihinin büyük kısmı bu sahnede hayatta kalma mücadelesiyle geçti. İnsan önce doğanın sertliğiyle karşı karşıyaydı. Açlık vardı, soğuk vardı, hastalıklar vardı. İnsan ateşi keşfetti, barınaklar kurdu, avlanmayı öğrendi. Zamanla bilim ve teknoloji gelişti, şehirler yükseldi, gökyüzünde metal kuşlar uçmaya başladı. İnsanlık tarihinin uzun yolculuğu, doğanın birçok zorunluluğunu hafifletmiş gibi görünüyor.

Bugün gökyüzünde metal kuşlar uçuyor, şehirler geceleri gündüz kadar aydınlık, dünyanın bir ucundaki insan diğer ucundaki biriyle birkaç saniye içinde konuşabiliyor. İnsanlık tarihinin uzun yolculuğu, doğanın birçok zorunluluğunu hafifletmiş gibi görünüyor. Fakat modern çağ bu sahneye bambaşka bir unsur ekledi: İnsan artık yalnızca yaşamıyor, aynı zamanda kendisini sürekli gösteriyor.

Küçük ekranlar aracılığıyla........

© Medya Günlüğü