Vefa
İnsanı sözü değil, sözüne sadakati anlatır
Bir insanı tanımak için ne söylediğine değil, verdiği sözün arkasında durup durmadığına bakın. Çünkü söz ağızdan çıkar; fakat vefa, insanın karakterinden doğar. İnsan bazen bir cümleyle kendini anlatır, fakat asıl kimliğini o cümleye sadık kaldığı gün gösterir.
Günümüz dünyasının en büyük problemlerinden biri vefasızlıktır.
Vefa yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Verilen sözün arkasında durmak, yürüdüğün yola, savunduğun fikre, aynı sofrayı paylaştığın insana sadık kalmaktır.
Biz önce vefayı kaybettik. Vefayı kaybettikten sonra güveni, samimiyeti ve dostluğu da kaybettik.
Oysa vefa, imanın ahlaka yansımasıdır. Salih amellerin en güzel tezahürlerinden biridir. Rabbimiz:
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve sadıklarla beraber olun.” buyuruyor.
Peygamber Efendimiz de söz verip sözünden dönmeyi münafıklık alametleri arasında sayıyor. Çünkü insanın gerçek şahsiyeti, söylediği sözlerle değil, o sözlere ne kadar sadık kaldığıyla anlaşılır.
Resûlullah’ın Hazreti Hatice validemize gösterdiği vefa bunun en güzel örneklerindendir. Onun vefatından yıllar sonra bile kendisini hayırla anmış, dostlarını gözetmiş ve onlara ikramda bulunmuştur. Çünkü gerçek vefa, insan hayattan ayrılınca sona ermez. Vefalı insan, iyiliği ve birlikte yürüdüğü insanları unutmaz.
Bugün ise bazı insanlar işi düşünce dostluk kuruyor. İhtiyacı olduğunda arıyor, işi bittiğinde ortadan kayboluyor. Bazıları vefayı bir yük, verilen sözü ise unutulup gidecek sıradan bir cümle olarak görüyor.
Bir söz veriliyor; vakti geldiğinde derin bir sessizlik başlıyor. Ardından mazeretler birbirini kovalıyor. Bugün başka, yarın başka bir bahane ortaya çıkıyor. Sözler sürekli erteleniyor fakat hiçbir davranışa dönüşmüyor.
Elbette insanın işi çıkabilir. Programı değişebilir. Beklenmedik........
