menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Portakal Kabuğu Kokusu

26 0
29.04.2026

Bir kardeşimizle Diyanet İşleri Başkanlığı gençlik yayınları arasında çıkan “GEÇERKEN” dergisinin bir köşesi hakkında kritik yapıyorduk. Bu köşenin özelliği, seçtikleri önemli şahsiyetlere bazı sorular sorup, onların cevaplarıyla şekillenen çıkarım yazılar oluşturulması idi. Bizler de yanımdaki gençlik temsilcisi uzman hocamızla bazı sualleri sorup, bizim vereceğimiz cevapları merak ederek, “Bizden ne çıkar?” diye, üç kişi aramızda soru-cevap tahlili yaptık. İsterseniz siz de bir “GEÇERKEN” dergisi alıp, kendi aranızda böyle bir çalışma yapabilirsiniz. “Çok faydalı oluyor.” demeyeceğim çünkü faydasını sizler bu metindeyseniz, meyvesini okuyorsunuz demektir.

İşte orada sorulan sorulardan birisi, şu şekildeydi:

“Bu dünyadan geçerken, halı hazır ömrünüzde, hatırlayıp da sizi çocukluğunuza götüren koku nedir?”

Hiç bu şekliyle düşünüp de kendime böyle bir sual sormamıştım. Ama bana bir anımı, hatta çocukluğumdaki bir sahneyi hatırlattığı için bu dergiyi bu sahifesiyle hazırlayanlara çok teşekkür ediyorum. Sanki günlerdir böyle bir soruyu bekleyen adam gibi, hemen cevap olarak “Portakal kabuğu kokusu.” deyiverdim.

Çocukluk yıllarımızda insanlar çarşıya ya da pazara, zaruri ihtiyaçları için giderlerdi. Aksi neredeyse çok mümkün de değildi. Zaten, köylerden şehir merkezlerine ulaşım çok zordu. Tabi ki Karadeniz’in yüksek köyleri içindir bu tespitim. Direk bir vasıta bulunmuyordu. Çünkü yol yoktu. Ya yaya gidilecek ki bu da gidiş geliş en yakın çarşıya 8 saat demekti. İnsan mecali zor dayanırdı. Bir de omuzlarda aldıkların heybenin omzuna bindiğini düşünürseniz, çok istenen bir durum olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar. Ya da en iyi vasıta at ya da eşek sırtı olabilirdi. Bunlardan da at ağaların, paşaların işiydi. Çok yük yüklenmez, sadece binilir ve ulaşımda zamanı kısaltmak için beslenirdi. Eşek ise binmeye çok müsait değil, daha çok  yük taşımak için beslenirdi. Kısacası, saatlerce süren yolculuktan sonra, şehir merkezine inerler, orada kalma süreleri çok kısa olduğundan, hemen dönmek için acele ederlerdi.

İhtiyaçları büyük listeler halinde değildi. Gaz yağı ya da tuz, birkaç metre kumaş parçasından ibaret olan ailevi ihtiyaçlardan ibaret olan ihtiyaç listesini tamamlarlar.........

© Maarifin Sesi