Zaman yutan canavar: Trafikte eriyen ekonomik geleceğimiz
Ülkedeki şehir hayatlarının en büyük kâbusu nedir diye sorsak, herhalde büyük bir çoğunluk aynı cevabı verir. “Trafik sıkışıklığı”. Her sabah ve her akşam direksiyon başında ya da bir otobüs camından dışarı bakarak saatlerimizi harcıyoruz. Ancak o bitmek bilmeyen kuyruklarda akıp giden sadece zaman değil; farkında olmadan cebimizden, geleceğimizden ve ülke ekonomisinden eksilen devasa bir servettir. Trafikte kaybedilen her dakika, sadece bireysel bir can sıkıntısı değil; üretimi, ticareti, sağlığı ve refahı baltalayan küresel bir ekonomik yaradır.
Ekonomi biliminde çok temel bir kavram vardır: Fırsat maliyeti: Yani bir şeyi seçtiğinizde, vazgeçtiğiniz diğer seçeneğin değeri. Trafikte geçirdiğimiz zaman; üretebileceğimiz, tasarlayabileceğimiz veya dinlenip bir sonraki güne enerji toplayabileceğimiz anlardan çalınmış birer hırsızdır. Ailemizden çalınan bir zamandır. İşe gitmek için yollarda tükenen bir iş gücü, fabrikaya veya ofise ulaştığında çoktan enerjisinin yarısını kaybetmiş oluyor. Bu yorgunluk iş yerlerindeki verimliliği ve yaratıcılığı düşürürken, şirketlerin ve dolayısıyla ülkenin toplam üretim gücünü aşağı çekiyor. Yani........
