menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Görmediğimiz savaşın görüntüsünü kim üretiyor?

11 0
29.09.2026

Savaş gazeteciliğinin eski ve basit görünen bir ilkesi vardı: Muhabir gider, görür, kaydeder ve anlatır. Fotoğrafçı deklanşöre basar, kamera olay yerinde bulunur, görüntü yaşanmış bir anın fiziksel izini taşır. Bugün ise bu zincirin tam ortasına yeni ve son derece güçlü bir aktör girdi: Üretken yapay zeka. Artık bazı görüntüler yalnızca görülen şeyleri göstermiyor; görülmesi mümkün olmayanı, görüntülenemeyeni veya belli bir anlatının içinde görünür hale getirilmek isteneni de üretebiliyor. Böylece gazeteciliğin çok eski bir sorusu yeniden karşımıza çıkıyor: Bir görüntü bize gerçeği mi gösterir, yoksa gerçeği nasıl görmemiz gerektiğini mi öğretir?

Soufien Abidi ve Thouraya Snoussi’nin “Functional Subjectivity in Generative Visual Artificial Intelligence: Insights from Al Jazeera’s Coverage of the Gaza War” başlıklı çalışması tam da bu kırılma noktasına bakıyor. Araştırmacılar, Al Jazeera Net’in Gazze savaşıyla ilgili 2023–2025 dönemindeki yayınlarını inceleyerek üretken görsel yapay zekanın çağdaş gazetecilikte bilgi üretme ve temsil etme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü tartışıyorlar. Çalışmanın özellikle üzerinde durduğu kavram ise “functional subjectivity”, yani işlevsel öznellik. Buradaki mesele yalnızca yapay zekanın görüntü üretmesi değil; üretilen görüntünün gazetecilik anlatısı içinde belirli bir bakış açısının, duygunun ve anlamlandırma biçiminin taşıyıcısı haline gelmesi.

Bu tartışmayı önemli yapan Gazze örneğinin kendisidir. Çünkü savaşlarda gazetecinin sahaya erişimi her zaman mümkün değildir. Fiziksel engeller, güvenlik riski, iletişim kesintileri, sansür, erişim yasakları ve altyapının çökmesi, gazeteciliğin en temel hammaddesi olan doğrudan gözlemi ortadan kaldırabilir. Böyle zamanlarda görüntü eksikliği yalnızca teknik bir eksiklik değildir. Haber anlatısının içinde bir boşluk meydana gelir. Üretken yapay zeka tam da bu boşluğa girmektedir.

Bir haber kuruluşu elinde gerçek görüntü bulunmadığında veya anlatmak istediği olguyu sembolik biçimde göstermek istediğinde yapay zeka tarafından üretilen bir görsele başvurabilir. Teknik olarak ortaya etkileyici, hatta son derece gerçekçi bir görüntü çıkabilir. Fakat bu görüntünün fotoğraftan temel bir farkı vardır: Yaşanmış bir anın optik kaydı değildir. Algoritmanın milyonlarca görüntü arasındaki istatistiksel ilişkilerden oluşturduğu yeni bir temsildir.

Dolayısıyla önümüzde artık iki ayrı gerçeklik bulunmaktadır. Birincisi yaşanan gerçekliktir. İkincisi ise yaşanan gerçekliğin algoritmik olarak yeniden kurulmuş görüntüsüdür.

Bu ayrım küçümsenecek bir ayrım değildir. Çünkü haber fotoğrafının tarihsel gücü büyük ölçüde şu sessiz iddiadan gelir: “Bu oldu.” Fotoğrafın karşısında duran kişi görüntünün estetik yapısını tartışabilir, kadrajı eleştirebilir, fotoğrafçının seçimini sorgulayabilir; fakat fotoğraftaki anda........

© Kıbrıs Postası