menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şaha fazla güvenme, gün gelir mat olur

1 0
yesterday

Çivisi çıkar dünyanın... 

Konuşamayanlar hatip, 

Şifa veremeyenler tabip, 

Yazamayanlar kâtip olur... 

Ama yine öyle bir gün gelir ki, 

Aldatan bir gün sadakat için, 

Çalan bir gün adalet için, 

Döven bir gün şefkat için yalvarır... 

"Piyon" deyip geçme, gün gelir şâh olur. 

Şaha da fazla güvenme... 

Büyük mütefekkir Ömer Hayyam’ın asırlar öncesinden bugüne fısıldadığı bu hakikat, insanlık tarihinin en değişmez yasasını önümüze seriyor: Gücün kibri, sahibinin körlüğüdür. 

Bugün yeryüzünde kendilerini "şah" zannedenlerin, haritaları kanla çizenlerin, masumların canı üzerine jeopolitik kumar oynayanların düştüğü ibretlik durumu izliyoruz. 

Modern dünyanın sahte şahları, altlarındaki tahtın sallandığını, piyon zannettikleri halkların ve direniş hatlarının kendi hamlelerini nasıl boşa çıkardığını gördükçe derin bir panik içine düşüyorlar. 

Tarih, adaleti er ya da geç tecelli ettiren muazzam bir satranç tahtasıdır ve bu tahtada kibir, her zaman mağlubiyetin önsözüdür. 

Doğu'nun kadim bilgeliği bizlere her zaman zirveye çıkanların uçuruma en yakın olanlar olduğunu hatırlatır. Firdevsi’nin Şahname’sindeki o devasa tahtlar nasıl devrildiyse, bugünün sarayları da aynı kaderi paylaşmaya mahkumdur. 

KİBİR KULELERİNİN ÇÖKÜŞÜ VE MODERN ŞAHLARIN YANILGISI

Yıllardır Orta Doğu’yu kendi kişisel mülkleri, halkları ise istedikleri gibi feda edebilecekleri piyonlar olarak gören iki isim var sahnede: Donald Trump ve Binyamin Netanyahu. 

Biri, küresel sermayenin ve Amerikan hegemonyasının kuralsız, hoyrat yüzünü temsil ediyor; diğeri ise siyonizmin işgalci, acımasız ve hukuk tanımaz barbarlığını. 

Bu iki figür, bir arada olduklarında ürettikleri şer ittifakıyla bölgeyi tamamen dizayn edebileceklerini, kendi koydukları kurallarla herkesi dize getirebileceklerini sandılar. 

Amerika’nın devasa askeri bütçesine ve İsrail’in teknolojik istihbarat ağına güvenerek, coğrafyanın kadim hafızasını ve direniş iradesini yok sayabileceklerini düşündüler. 

Bu körlük, antik çağın Babil Kulelerini inşa eden ve göğe meydan okuyan Nemrutların körlüğü ile birebir aynıdır. Tarih, hazinelerine güvenen Karunların nasıl yerin dibine geçtiğini yazdığı gibi, askeri teknolojilerine tapınan modern tiranların da çöküşünü mutlaka yazacaktır. 

Ancak hesap etmedikleri bir şey vardı: Satranç tahtasında sadece sizin hamleleriniz değil, karşı tarafın sabrı, stratejisi ve kararlılığı da oyunu belirler. 

Trump, tek taraflı yaptırımlarla, suikastlarla ve "Yüzyılın Anlaşması" gibi dayatmalarla bölgeyi teslim alabileceğini zannetti. Netanyahu ise Gazze’den Lübnan’a uzanan terör dalgasıyla kendi siyasi ömrünü uzatabileceğine inandı. Oysa bugün gelinen noktada, attıkları her pervasız adım, onları küresel ölçekte daha fazla yalnızlığa ve içinden çıkılmaz bir bataklığa sürüklüyor. 

Kendilerini dokunulmaz birer "şah" ilan edenler, fütursuzca sergiledikleri gücün altında ezilmeye başladılar. 

Hayyam’ın dediği gibi, dünyaya nizam vermeye çalışan bu sahte tabipler, aslında kendi toplumlarının ve sistemlerinin ölüm fermanını imzalayan cellatlara dönüştüler. 

Yunan mitolojisindeki İkarus gibi, güneşe çok yakın uçtuklarını ve kibirden yapılma kanatlarının bile erimek üzere olduğunu fark edemeyecek kadar da akıl tutulması........

© Kayseri Gür Haber