menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Devletleri Teşkilatı ve İdrakin Beka Mücadelesi: Kızılelma’nın Kurumsal Şafağı

340 0
14.05.2026

Zamanın sarkaçları arasında bir milletin varlık davası, sadece haritalar üzerindeki sınırlardan değil, gönüller arasındaki köprülerden geçer. Bin yıl önce bozkırdan yükselen o ulu çınar, bugün Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) adıyla yeniden filizleniyor.

Ancak bu diriliş, sadece bürokratik bir imza veya protokol estetiği değildir; bu, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan devasa bir coğrafyanın, tarih önünde verdiği bir "var olma" sözüdür. Ne acıdır ki, dünya devler liginde yeni bir denge merkezi kurulurken, bizler bazen bu muazzam çatının gölgesini hissetmekte geç kalıyoruz.

Kökleri Aral’ın sularında, dalları Anadolu’nun rüzgârında olan bu birlik, sadece hükümetlerin ajandası değil, her bir Türk-İslâm evladının alnındaki ter, yüreğindeki sızı ve yarınındaki umut olmak zorundadır. Bir millet sadece sınırlarla mı yaşar? Hayır... Milletleri ayakta tutan asıl güç; ortak hafıza, ortak ideal ve ortak geleceğe inanma iradesidir.

Sosyolojik açıdan baktığımızda TDT, bugün 170 milyonu aşan nüfusu ve 1,5 trilyon doları geçen toplam GSYİH’yi temsil eden devasa bir gövdedir. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan asil üyeler olarak bu yapıyı omuzlarken; Türkmenistan, KKTC ve Macaristan’nın gözlemci statüsüyle kattığı değer, teşkilatın küresel bir "denge merkezi" olma iddiasını perçinlemektedir.

2024 yılı itibarıyla üye ülkelerin toplam dış ticaret hacmi 1,1 trilyon dolara ulaşmış, iç ticaret hacmi ise %7’lik bir ivme yakalayarak 58 milyar dolar sınırını aşmıştır. TÜRKPA, TÜRKSOY ve Türk Akademisi gibi kurumlar aracılığıyla ilmek ilmek işlenen bu iş birliği, aslında İslâm’ın "Müslümanlar ancak kardeştir" düsturunun jeopolitik bir........

© İstiklal