menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İyi ve Güvenli Bir Gelecek İçin Aklın, Vicdanın ve Vatanın Nöbetini Tutmak

16 0
03.08.2026

Düşünce, ahlâk, bilim, eğitim, kültür, ekonomi ve uluslararası diplomasi… Medeniyetin bu büyük sütunları, günümüzde "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyen konforlu bir bencilliğin ve tükenmiş bir toplumsal dayanışmanın ağırlığı altında çatırdıyor.

Oysa düşünmek, uyarmak ve vatan için ter dökmek; bu topraklarda nefes almanın sıradan bir seçeneği değil, tarihe, inancımıza ve çocuklarımıza verilmiş en namuslu sözdür.

Tarih boyunca büyük medeniyetler kuran Türk milleti, bugün belki de hiç olmadığı kadar zengin bir enformasyona sahip ama maalesef hiç olmadığı kadar "manadan/anlamdan" ve "hikmetten" yoksundur.

Biz bu varoluş sözünü unuttuğumuz için, hakikati haykırmanın yerini, küresel rüzgârların önünde savrulan bir sükût sarmalı almış. Peki, ne oldu da asırlar boyu dünyaya adâleti, ahiliği, meşvereti ve dayanışmayı öğreten bu kadim coğrafya, kendi hakikatine bu denli yabancılaşmış?

Eğitim, bir milletin istikbalini inşa eden en temel manevî ve maddî araçtır. Ancak, sosyolojik ve psikolojik bir gerçeklik olarak biliniyor ki; eğitim süresinin uzaması veya bütçelerin katlanması, otomatik olarak düşünce derinliğinin arttığı manasına gelmez.

Nitekim 15 yaş ve üzeri nüfusumuzun s'ünün kitap okumaması, düzenli okuyanların oranının ise sadece ''de kalması, karşı karşıya olduğumuz zihnî kuraklığın en acı tablosudur.

Okumayan, sorgulamayan ve düşünmeyen bir nesil; sadece imtihanlarda/sınavlarda başarılı olan ama hayatın ahlâkî krizleri karşısında bocalayan kitlelere dönüşür.

İlk emri "Oku" olan, tefekkürü bir ibadet sayan İslâm medeniyetinin mensupları olarak, okumayı terk ettiğimiz gün aslında geleceğimizi okumaktan da mahrum kaldık.

Benzer bir tablo bilim ve teknoloji alanında da karşımıza çıkmaktadır. Bilimin sadece bir "laboratuvar çıktısına" indirgenmesi tehlikesi kapıdadır. Bilim, aynı zamanda bir düşünce disiplini, bir ahlâk inşasıdır.

Yapay zekâ, biyoteknoloji ve dijital dönüşüm insanlığa büyük fırsatlar sunarken; ahlâktan, vicdandan ve toplumsal faydadan kopuk bir bilim, ancak vahşi kapitalizmin tahakküm aracı olur. Bilim, çıkarla birleştiğinde sömürü; vicdanla birleştiğinde ise insanlığı yücelten bir medeniyet üretir.

Kültür ve sanat, bir milletin ruhunun, kimliğinin ve toplumsal bağışıklık sisteminin aynasıdır. Bugün........

© İstiklal