ATEİZMİ ÇÜRÜTEN İLM-İ KELAM DELİLLERİ (İllet- Malul ve Fıtrat Delilleri)
Ateizmin batıl ve yok hükmünde olduğunu ortaya koyan kelam ilmi delillerini incelemeye devam ediyoruz:
V- İllet- Malul Delili
İllet- malul delili, her illetin/ sebebin bir malul/ sonuç doğurduğu ve âlemdeki her varlık ya da olayın bir sebebe bağlı olduğu esasına dayanır.
Delilin temel kavramları şunlardır:
- İllet: Bir şeyi var eden, oluşturan veya bir hükmün ortaya çıkmasına sebep olan gerekçe, etken veya sebep demektir.
- Malul: İlletin etkisiyle ortaya çıkan, varlığı o sebebe bağlı olan sonuç demektir.
- İlliyet (Nedensellik): Sebep ile sonuç arasındaki mecburi münasebeti ifade eder.
Bu delil şöyle işler:
Âlemde sonradan yaratılan her şeyin bir illeti/ sebebi olduğunu kabul etmek bir zarurettir.
İlletler/ sebepler zinciri geriye doğru sonsuza gidemez, yani teselsül batıldır. En baştan her şeyi başlatan, kendisi sebepsiz olan bir ilk illet/ ilk sebep olmalıdır.
Buna göre âlemdeki bu düzenli sebep- sonuç ilişkisi, ilahi iradenin ve yaratıcının varlığına delildir.
Her varlık ve olaya hâkim olan “sebeple netice arasındaki bağlantı”yı inkâr etmek, aklı inkâr etmek kadar anlamsızdır.
Zira seri boyunca ara ara tekrar ettiğimiz gibi, ilim en genel manada sebeple netice arasındaki düşünce sistemidir. Bu, ilmî düşüncenin en temel kanunudur. Bu büyük gerçeğe hiçbir normal akıl hayır diyemez.
İşte bir nesne olan varlık ve olayların ilk sebebi; doğurmamış, doğrulmamış, noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarla muttasıf olan Yüce Allah’tır. O, müsebbibü’l- esbabdır; sebeplerin sebebi, hakiki ilk ve ana sebeptir. Âlemi devam ettiren kadim güç ve iradedir. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
Ateizm, bu ilk ve ana sebebi, kâinatı yaratan ve onun devamını sağlayan iradeyi yok saydığı, bu süreci tesadüf denen ilim dışı bir hurafeye bağladığı için batıldır ve yok hükmündedir. Ama ne hazindir ki bu büyük yalan, zan ve vehim, hatta kelimenin tam anlamıyla “akıl hastalığı”, demagojik metotlarla zaafları istismar edilen insanlara empoze edilebilmekte ve bu insanlar ebedî felakete sürüklenebilmektedir.
Bu delile fıtratın tanımıyla başlayalım:
Fıtrat, ruhlara yerleştirilmiş ve değişmeyen bir yaratılış kanunudur. Hak ve gerçeğe meyil, yaratanı tanımaya yönelik bir kuvve, güç, arzu ve iştiyaktır.
2- Fıtrat Delilinin Kaynağı: Rum Suresi 30. Ayet
Ulema fıtrat delilini kaynak olarak daha ziyade Rum Suresinin 30. Ayetinden çıkarmıştır. Ayet mealen şöyledir:
“O halde sen hanif olarak bütün varlığınla dine/ Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.”
Ayet-i kerimedeki üç esasa bakalım:
- Hanif: Batıl inançlardan uzaklaşıp hakka ve tevhide yönelen kimse demektir.
- Fıtrat: Allah’ın insanları yaratırken ruhlarına yerleştirdiği hak dini kabul etme istidadı ve eğilimi demektir.
- Fıtrat kanunun değişmemesi: Allah’ın ruhlara yerleştirdiği bu kabiliyet ve istidat bir kanun gibidir, bu sebeple değiştirilemez.
3- Fıtrat Deliline İşaret Eden Diğer Bazı Ayetler
Fıtrat deliline mesnet teşkil eden başka ayetler de vardır. Bunların da bazılarına temas edelim.
“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene and olsun ki, nefsini........
