menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir ziyaret: Doğuya Gelen Batı

31 0
16.05.2026

Göçebelik, sadece göçmek değildir. Göçebilir olmak, yani göçebilmektir. Göçebilmek ise sabit olmaya mecbur olmamaktır. Bir merkeze muhtaç olmamak ve bir merkezi korumak ihtiyacı duymamaktır. Başka bir deyişle göçebelik, sadece yer değiştirmek değil, tek bir merkeze bağımlı olmama özgürlüğüdür.

Modern Uluslararası Sistem de hata yapmamak için bu göçebe mantığıyla kurulmuştur. Güç merkezini önce Londra'ya, sonra Washington'a taşıyan bu sistem, şimdi de Doğu'ya kaydırmaktadır. Bir zaman otağını Londra’ya, başka bir zaman Washington’a kurmuştur. Bir zaman Batı’da ve Batılı olmuş, başka bir zaman daha da batıya gitmiş Batı’nın alanını genişletmiş ve Batılı daha büyük olmuş. Şimdi de doğuya geliyor. Çünkü gelebiliyor. Merkezin yerini değiştirerek sistemin aynı kalmasını ve işlemesini sağlayabiliyor.

Doğuya gelen Uluslararası Sistemin otağı, Batılı olmaktan çıkıyor. Önce doğu-batı ayrımı anlamını yitirsin diye gerekenler yapılıyor, sonra da merkez doğuya göç ettiriliyor. Bu sebepledir ki, kâh batıda, kâh doğuda olabilene, ısrarla doğu-batı ayrımı yaparak bakmak doğru değildir. Sürekli yer değiştirebilen bu sistemi hâlâ “Doğu” veya “Batı” diye sınırlamak, onun gerçek, esnek yapısını anlamamak demektir. Gücü sadece “Batılı” diye etiketlemek büyük bir yanılgıdır.          

ABD Başkanı Trump’ın Çin ziyaretini, yormak ve yorumlamak yerine anlamak için seyredince ustaca tasarlanmış bir işleyişin gösterisi görülüyor sahnede. Ve yönetmen Uluslararası Sistem elbette.

Bir Çin atasözü derki, “Yay ne kadar geriye çekilirse ok o kadar ileri gider.” ya da “En fazla ileriye giden ok, en çok geriye çekilmiş yaydan çıkar.” Bu söz, ilerinin geriye, geleceğin geçmişe ne kadar bağlı olması gerektiğini anlatır besbelli. Uzun süredir var olabilmişliğin en önemli temsilcilerinden sayılan Çin Devletinin Başkanı Şi Cinping (Jinping), ABD Başkanı Donald Trump’ı ülkesinde ağırlarken geçmişi hatırlatarak kendi ağırlığını ifade etmek istedi. Thukidides’in anlattığı Atina-Sparta Savaşı gibi bir savaşı yaşamamalıyız dedi. 

Bu atıfla yapılan hatırlatma, Uluslararası İlişkilerde “Thukididis Tuzağı” diye adlandırılan ve Thukididis’in meşhur Peloponez Savaşı kitabında anlattığı, Atina ile Sparta arasındaki, mevcut güçlünün yükselen güce engel olmak için mecburen giriştiği savaşın benzeri, Çin ile ABD arasında yaşanmamalı ikazıydı.

Geçmişi hatırlatmak, Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı üstünlük sağlamak maksadıyla yapılabilecek en kolay yollardan biridir. Zira Amerika Birleşik Devletleri’nin pek belli etmese de ve çoğu zaman farkında bile olmasa da yoksunluğunu en çok hissettiği........

© Internethaber