Erguvan mı Badem mi?
Siz olsanız hangisini seçersiniz bilemiyorum, fakat beni erguvan ile badem arasında birini seçmeye zorlasalar erguvan üzere yazılan onca şiire hürmeten mecburen susmayı seçerdim. Ruhumun, çocukluğumun ve uçsuz bucaksız bayırlara olan sevdamın beni bu tercihimde ayıplayacağını bildiğim halde yapardım bunu. Her ne kadar biri martın; diğeri nisanın rengi olmak için can atan çiçekler olduğunu bilsem de erguvana edebiyatta çok fazla yer verilerek baharın köşküne kondurulmuş; badem ise görmezden gelinerek ıssızlığa terkedilmiş gibi geliyor bana. Bundan yola çıkarak edebiyatın erguvana yüklediği anlam ile doğanın sessiz kahramanı badem arasındaki dengesizliği sorgulamak lazım diye düşünüyorum.
Daha önce başkalarının böyle bir karşılaştırmaya tabi tutulup tutulmadığından haberim yok. Lakin isterseniz siz de yazılanları bir gözden geçirin, şehre mahkûm olan şairin edebiyatta bahar ile ilgili çok fazla güzellemelerinin olduğunu ve bu güzellemelerde erguvanın çok ayrı bir yer tuttuğunu, bademin ise bu güzellemelerden nasibini almadığını göreceksiniz. Her dönemin edebiyatının gözdesi erguvan olmuş.
Haydi, beraber bu haksız rekabeti gözden geçirelim.
“Sūz·ı dil benzüm ṣarardur ey yanaġı ergavan
Ġaliba bu vech ile kuyunda olmaz zaʿferan”
“Katre katre ergavanuŋ reglerinden akdı kan
Neşter-i sürh ile aldı hikmet ile dem bahâr”
“Ey sâkinân-ı mey-gede tutman gönülde gam
Bezm-i safâda câm-ı mey-i ergavan tutun”
“Gel ey sâki sun bâde-i erguvân
Vire tâ ki her katresi câna........
