Savaşın etkileri teğet mi geçer, yoksa hasarlı ekonomiyi silkeler mi geçer?
İsrail-ABD ittifâkının İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı başlattığı savaşın kısa sürede son bulmayacağı anlaşıldığından bu yana, her olumlu ihtimali bire bin katarak aktaranlara dikkat edin! Bu tip yorumlar piyasalarda manipülasyon ve spekülasyon yapanlar dışında kimseye yaramıyor. Ekonomi yönetiminin her krizde bir fırsat gören pembe gözlüklü yetkililerine de kulak asmayın, bir kez daha hayal kırıklığına uğrarsınız. Şu ateşkesin nasıl abartıldığını ve nasıl kısa sürede bir çıkmaza sürüklendiğini görüyorsunuz. Kaldı ki bu savaş bitse dahi, o kadar çok gerilim bölgesi var ki, hesaplaşma yeni savaşlarla devam etme potansiyelini taşıyor. Bugünlerde aşırı iyimser yaklaşımlar sadece zekâ kıtlığının bir göstergesi olabilir o kadar! Uluslararası kuruluşların raporlarına ve değerlendirmelerine göz atmak ve onları da şüpheci bir yaklaşımla değerlendirmek en iyi seçenek.
BÖLGESEL ŞOKTAN KÜRESEL KRİZE DOĞRU
Birkaç örnekten alıntılarla devam edeyim… Uluslararası Para Fonu (IMF), ‘Orta Doğu ve Orta Asya Bölgesel Ekonomik Görünüm Güncelleme Raporu’nu yayımladı. Raporda, Batı Asya’daki savaşın, bölgenin ekonomik görünümünü önemli ölçüde etkilediğine ilişkin tespitler ve bu tespitler doğrultusunda öngörüler yer alıyor.
2026 yılının ilk iki ayında bölgedeki birçok ülkede ekonomik faaliyetin hız kazandığı ve enflasyonun gerilediği tespitiyle başlayan raporda, “Ancak Hürmüz Boğazı’nın kapanması, petrolle doğalgaz üretiminin aksaması, Körfez üzerinden yapılan hava trafiğinin ciddi şekilde etkilenmesi, acil ekonomik sonuçlar doğurdu” saptamasına yer veriliyor.
Raporda, çatışmanın başlangıçta bölgesel bir şok niteliği taşıdığı, ancak kısa sürede küresel boyuta ulaştığı belirtilerek, bu süreçte Brent petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine çıktığı, doğalgaz, gübre ve metal fiyatlarında âni artışlar yaşandığı, bunun da bölgesel ve küresel ölçekte tedarik zincirlerini daraltarak üretim maliyetlerini yükselttiği vurgulanıyor.
Belirsizliklerin hâlâ yüksek seviyede seyrettiği, sürecin seyrinin büyük ölçüde 7 Nisan’da ilan edilen ateşkesin kalıcı olup olmayacağına, küresel ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilip edilemeyeceğine bağlı olduğu rapordaki bir diğer saptama… Ki şu anda bile o ateşkesin pek de yürümediği ortada!
IMF’in beklentisi, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde büyümenin 2025’teki yüzde 3.2 seviyesinden bu yıl yüzde 1.1’e gerilemesi, 2027’de ise yüzde 4.8’e yükselmesi yönünde… Ekim 2025’te yayımladığı tahminlerinde IMF, bölgenin 2026 ve 2027 yıllarında yüzde 3.7 büyüyeceğini öngörmüştü. 2026 yılına yönelik revizyonun ne denli keskin olduğu ortada!..
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi petrol ihracatçısı ekonomilere ilişkin büyüme tahminlerinde aşağı yönlü revizyonlar ise çok daha sert. IMF raporuna göre, KİK bölgesinde büyüme 2025’teki yüzde 4.4 seviyesinden bu yıl yüzde 2’ye gerileyecek. IMF, Ekim 2025 tahminlerinde KİK üyesi ülkelerin ekonomilerinin 2026’da yüzde 4.3 büyüyeceğini öngörmüştü.
EN BÜYÜK DARBEYİ KATAR YEMİŞ GÖRÜNÜYOR
Raporda, KİK ülkelerinden Bahreyn ekonomisinin bu yıl yüzde 0.5, Kuveyt ekonomisinin yüzde 0.6 ve Katar ekonomisinin yüzde 8.6 daralmasının beklendiği belirtiliyor. Buna karşılık Umman ekonomisinin yüzde 3.5, Suudi Arabistan ekonomisinin yüzde 3.1 ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ekonomisinin yüzde 3.1 büyüyeceği öngörülüyor.
Çatışmalardan etkilenen petrol ihracatçısı ülkeler arasında sekiz ekonomiden beşinin 2026’da daralması bekleniyor. Katar’ın altyapısında meydana gelen geniş çaplı hasarın etkisiyle, büyüme tahmini 14.7 puanlık en sert aşağı yönlü revizyonla karşı karşıya.
Petrol ithalatçısı ülkelerde de kırılganlıklar artıyor, düşük gelirli ve hassas ekonomiler ise en ağır baskıyla karşı karşıya… Bir de Türkiye gibi makro dengeleri şaşmış, yapısal sorunları had safhaya çıkmış ülkeler açısından riskler katmerleniyor.
DÜNYA ‘TARİHİN EN BÜYÜK ENERJİ KRİZİ’YLE YÜZLEŞİRKEN
Bir başka saptamaya geçeyim. Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol, bir mülakatta Hürmüz Boğazı’ndan petrol, doğalgaz ve diğer hayatî kaynakların akışının kesilmesinden kaynaklanan ve ‘şimdiye kadar karşılaştığımız en büyük enerji krizi’ olarak nitelendirdiği durumun küresel etkilerine ilişkin ürkütücü bir tablo çiziyor. Birol’a göre, durum çok vahim ve küresel ekonomi için ciddi sonuçlar doğuracak. Savaş ne kadar uzarsa, dünya genelindeki ekonomik büyüme ve enflasyon için o kadar kötü olacak. Yani; daha yüksek benzin, daha yüksek doğalgaz, daha yüksek elektrik fiyatlarıyla karşı karşıya kalacağız. Bu her ülkede........
