menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın tepesi attı

22 0
22.09.2026

Nepal’de yaşanan felaketin üzerinden bir aya yakın zaman geçti. Bu kısa sürede, diğer pek çok önemli olayda olduğu gibi, gündemdeki yerini hızla kaybetti. Dünyanın merak ve kaygıyla izlediği sarsıcı görüntülerden geriye, uzmanların olayın gerçek nedeni hakkındaki sınırlı tartışmalar kaldı. Ama karşımızda bildik anlamda bir sel ya da “doğal afet” kavramıyla ifade edilenlerin çok ötesinde bambaşka bir vakıa var. İklim krizi bildik felaket algımız yanında bu felaketleri ifade ediş biçimimizi ve kullandığımız kavramları da alt üst ediyor. Nepal, bu nedenle her seferinde dönüp bakmamız gereken dönüm noktalarından biridir.

“Doğal afet” kavramının sınırları içinde kalan dünya basını, olan biteni “sel” ya da “sel baskını” olarak duyurdu. Biz de öyle konuşuyoruz. Ancak bu kavramlar, yaşananları anlatmaya yetmiyor. Olağanüstü doğa olayları olarak tanımlandığında bile bu tür felaketlerin öngörülebilir ve tanımlanabilir bir boyutu vardır. Bunları, mücbir sebep kabul ederek verili sistem içinde toplumsal hayatınıza devam edebilirsiniz. Nepal’de ise ölü ve kayıp sayısının çokluğu, maddi ve manevi kayıpların büyüklüğünün ötesinde, daha önce benzeri görülmemiş gezegensel bir felaket yaşandı. Buna “sel” demek doğru değil. Tarihteki Bhopal ve Çernobil felaketleri gibi, dünya ve dünya hakkındaki ekoloji bilincimiz açısından önemli bir dönemeçten geçiyoruz. Diğer iki örneğin işletme ölçeğinde meydana gelmesi, insani ve politik sorumluluk bağını kurmayı kolaylaştırıyor. Ama Nepal’in de diğer ikisi kadar doğrudan olmasa da sorumluları var.

Aradan bir ay geçmesine rağmen hala net bir bilanço ortaya çıkarılamadı. Bazı kurbanların cesetlerinin 240 km uzakta........

© İlke TV