menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zeka’nın Yazdığı Kitabın Telifi Olur mu? Thaler v. Perlmutter Davası

9 0
05.07.2026

Bir yayıncı olarak bu davayı neden son yılların en önemli hukuki gelişmelerinden biri olarak görüyorum?

Thaler v. Perlmutter davası, yalnızca “yapay zekâ eser sahibi olabilir mi?” sorusuna verilmiş teknik bir cevap değildir. Yayıncılık açısından bakıldığında bu karar, önümüzdeki 10-20 yılın en kritik ayrımını çizmiştir: Kitap, makale, çeviri, görsel, eğitim içeriği ve dijital yayınlar çağında telif hakkının başlangıç noktası hâlâ insan yaratıcılığıdır.

Mahkeme, Creativity Machine adlı yapay zekânın ürettiği eserde insan yazar bulunmadığı için telif tescilini reddetti. Kararın merkezinde şu ilke var: ABD Telif Hakkı Kanunu bakımından eser, ilk aşamada bir insan tarafından yaratılmış olmalıdır. 

Bu ilke yayıncılar için hayatidir. Çünkü yayıncılığın ekonomik modeli, telif hakkı üzerine kurulur. Telif hakkı yoksa münhasır yayın hakkı, lisanslama, çeviri hakkı, dijital dağıtım, korsanla mücadele ve uzun vadeli katalog değeri zayıflar.

Kararın yayıncılık açısından asıl anlamı

Mahkeme “yapay zekâ kitap yazamaz” demiyor. Onun yerine daha önemli bir şey söylüyor: Yapay zekâ tek başına hukuk düzeninde yazar değildir.

Bu ayrım çok önemli. Artık yakın gelecekte görünen şu ki; piyasada üç tür yayın göreceğiz:

1. İnsan tarafından yazılmış eserler.

2. İnsan tarafından yönetilen, düzenlenen ve yaratıcı biçimde dönüştürülen yapay zekâ destekli eserler.

3. Tamamen yapay zekâ tarafından üretilmiş içerikler.

Thaler kararı üçüncü kategoriye çok sert bir sınır koyuyor. Tamamen yapay zekâ ürünü bir metnin telif koruması yoksa, yayınevi o metni ekonomik varlık olarak güvenle yayımlayamaz. Bir kitabın üretim maliyeti düşük olabilir; ama hukuki koruması yoksa o kitabın uzun vadeli değeri de kırılgan olur.

Mahkemenin açıkça söylediği ve söylemediği şey

Mahkeme açıkça şunu söylüyor: Makine, Telif Hakları anlamında “yazar” olamaz. Çünkü kanunun sistemi yazarın yaşamı, ölümü, mirasçıları, imzası, mülkiyet hakkı ve iradesi gibi insana ait kavramlar üzerine kuruludur.

Ama mahkemenin söylemediği, fakat yayıncıların anlaması gereken şey şudur: Bundan sonra telif dünyasında asıl mesele “eser üretildi mi?” değil, “eserde korunabilir insan katkısı var mı?” sorusu olacak.

Bu da doğal olarak yayıncıyı yeni bir pozisyon almaya itiyor: Yayınevi artık sadece metni basan, dağıtan, pazarlayan kurum olmuyor. Aynı zamanda insan yaratıcılığının izini, editoryal müdahaleyi ve telif zincirini belgeleyen kurumda olur.

Yapay zekâ çağında editör ve çevirmenin rolü büyüyor

Bu karar editörleri ve çevirmenleri önemsizleştirmiyor tam tersine daha kritik hâle getirir.

Yapay zekâ bir taslak üretebilir. Ancak eserin yapısını kuran, argümanını geliştiren, üslubunu belirleyen, kaynaklarını denetleyen, anlam dünyasını inşa eden ve metni yayınlanabilir entelektüel forma dönüştüren insan katkısı telif bakımından belirleyici olacak.

Bu nedenle geleceğin yayınevinde editör eserin insan yaratıcılığı........

© Hür Fikirler