menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Serbest Piyasa Kusursuz Değildir ama Alternatiflerinden Çok Daha İyidir

13 0
07.10.2026

Serbest piyasa ekonomisine yönelik eleştirilerin önemli bir bölümü aslında piyasanın ne olduğunu değil, piyasanın ne olmadığını tartışıyor.

Serbest piyasa; devletin olmadığı, kuralların bulunmadığı, güçlü olanın istediğini yaptığı bir düzen değildir. Tam tersine gerçek anlamda serbest piyasa; mülkiyet hakkının korunduğu, sözleşmelerin güvence altında olduğu, rekabetin bulunduğu, girişimcinin önünün açık olduğu ve devletin herkese aynı kuralları uyguladığı bir hukuk düzenidir.

Bugün serbest piyasanın en büyük rakibi sosyalizm değil, çoğu zaman devlet kapitalizmidir.

Çünkü piyasa ekonomisine yöneltilen birçok eleştirinin temelinde şu varsayım bulunuyor: Piyasa hata yapıyorsa devlet daha iyi karar verir.

Peki devletin her zaman daha iyi karar vereceğini kim garanti ediyor?

Bir girişimci yanlış yatırım yaptığında parasını kaybeder. Bir şirket kötü yönetildiğinde iflas edebilir. Bir yatırımcı yanlış karar verdiğinde bedelini öder.

Ama devlet yanlış ekonomik karar verdiğinde faturayı kim öder?

İşte serbest piyasanın temel üstünlüğü burada ortaya çıkar: Piyasa, kararların bedelini mümkün olduğunca kararı verene yükler.

Merkezi ekonomik sistemlerde ise yanlış kararların maliyeti milyonlarca insana yayılabilir.

Bir bürokrat hangi ürünün ne kadar üretileceğini, hangi teknolojinin başarılı olacağını veya insanların yarın ne satın almak isteyeceğini hiçbir zaman milyonlarca tüketici ve üretici kadar iyi bilemez.

Çünkü ekonomi bir bilgisayar programı değildir.

Ekonomi; milyonlarca insanın her gün verdiği milyarlarca kararın toplamıdır.

Bir insan bugün ne satın alacağına, bir çiftçi hangi ürünü ekeceğine, bir girişimci hangi sektöre yatırım yapacağına, bir işçi hangi işte çalışacağına karar verir.

Bu kararların tamamını Ankara’daki, Washington’daki, Pekin’deki veya başka bir başkentteki birkaç kişinin doğru biçimde planlaması mümkün değildir.

Friedrich Hayek’in en büyük katkılarından biri tam da buydu: Bilgi toplumda dağınıktır.

Fiyat mekanizması ise bu dağınık bilgiyi milyonlarca insan arasında taşıyan olağanüstü bir iletişim sistemidir.

Domatesin fiyatı yükseldiğinde çiftçi bir sinyal alır: Daha fazla üret.

Bir ürünün fiyatı düştüğünde üretici başka bir sinyal alır: Kaynaklarını başka yere yönlendir.

Elektrik pahalandığında enerji tasarrufu teşvik edilir.

Bir teknolojiye talep arttığında sermaye o alana akar.

Kimse bütün ekonomiyi merkezden yönetmek zorunda kalmadan, milyonlarca karar aynı anda koordine edilir.

Piyasanın mucizesi budur.

Evet, serbest piyasa eşitsizlik üretebilir.

Fakat burada kritik soru şudur: Eşitlik........

© Hür Fikirler