menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MİRASÇILIK SIFATINI SONA ERDİREN NEDENLER: 2. MİRASIN REDDİ

41 6
18.02.2026

1. Mirasın Gerçek Reddi

TMK’nın 605/1. maddesinde “mirasın gerçek reddi” düzenlenmiş olup, düzenlemeye göre, “kanuni ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.”

TMK’nın 606/1. maddesine göre, mirası ret üç ay içinde yapılmalıdır. Bu süre TMK’nın 606/2. maddesine göre, “kanuni mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.” Ancak, TMK’nın 607. maddesine göre; “Koruma önlemi olarak terekenin yazımı halinde mirası ret süresi, kanuni ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından kendilerine bildirilmesiyle başlar.”

Mirasın reddi, mirası ret hakkı olan kanuni ve atanmış bir mirasçının, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapacağı bozucu yenilik doğuran bir irade açıklamasıyla gerçekleşir.

“…murisin en yakın yasal mirasçıları tarafından mirasının reddedildiği, buna göre murisin mirasının iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi olduğu, mirasın kayıtsız ve şartsız reddine ilişkin beyanın Sulh Hukuk Mahkemesine ulaştıktan sonra bu beyandan tek taraflı olarak dönülemeyeceği, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebileceği, açılan davada mirasın reddi beyanından dönülmesine ilişkin en yakın mirasçılarının tamamının davacı olarak yer aldığından mirası reddinin iptaline ilişkin talebin kabulüne…”[1]

“…mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili isteminin çekişmesiz yargı işlerinden olduğu, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu anlaşıldığından…”[2]

2. Mirasın Hükmen Reddi

A. Hükmen Ret İçin Aranan Koşullar

TMK’nın 605/2. maddesinde terekenin borca batık olması nedeniyle “mirasın hükmen reddi” düzenlenmiş olup, düzenlemeye göre, “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”

Hükmen ret halinde, kanunda sayılan koşulların (mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasının) gerçekleşmesi halinde mirasçıların ayrı bir ret beyanında bulunmasına veya dava açmasına gerek olmaksızın mirasın kendiliğinden reddedilmiş olması halidir. Süre söz konusu olmayıp, terekenin borca batık olduğu tespit edildiğinde veya tereke alacaklıların açtıkları davada her zaman ileri sürülebilir. Yani aleyhine açılan davada hükmen reddin savunma olarak ileri sürülmesi mümkündür. Borçlu mirasçının bu yöndeki savunması bir defi değil, bir itiraz niteliğindedir. Bu savunma üzerine mahkemenin bu hususu bir hadise olarak ele alıp incelemesi ve bir sonuca bağlaması gerekir. Yine mirasbırakanın borçlarından dolayı mirasçılar aleyhine yapılacak bir icra takibinde de itiraz olarak ileri sürülebilir.

Mirası hükmen reddin koşulları; mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olması, mirasbırakanın ödemeden aczinin resmen tespit edilmiş olması, hükmen reddeden mirasçının açık veya örtülü olarak mirası kabul etmemiş olması veya mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda (olağan yönetim işlerinde) bulunmamış olması gerekir.

“…Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesinin ikinci fıkrası gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır.

Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçlarının zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir…”[3]

B. Mirasın Hükmen Reddinin Açılmış Bir Davada İleri Sürülmesi

Borca batık bir terekenin alacaklıları tarafından tereke mirasçılarına karşı açılmış bir davada, mirasçılar, mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı iddiasını ileri sürebilirler. Bu durum davaya bakan mahkeme için bir ön sorun teşkil ettiğinden, mahkemece hükmen reddin koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekir. Bu konuda açılmış ayrı bir dava varsa bu takdirde o davanın sonucu beklenilmelidir.

“…Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.

Tereke, murisin malvarlığından oluşmakta olup malvarlığı kavramı, aktif ve pasif unsurlarıyla aynı kişiye ait olan hukuki bir bütünlüktür… Murisin vefatı anında kendi borçlarını ödemekten aciz içinde olması, terekenin pasiflerinin aktiflerini aşması halinde mümkün olmaktadır…

Mirasın hükmen reddinde, terekenin bilinen borçları ile birlikte, muhtemel borçlarının da terekenin pasifi olarak kabulü gerekir. Hükmen ret davası hukuki niteliği itibarı ile bir menfi tespit ve borçtan kurtulma davasıdır. Bu davanın öncelikle sonuçlandırılmasında davalıların hukuki yararı vardır. Bu sebeple mirasın hükmen reddi nedeni ile açılmış Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında, eldeki tapu iptali ve tescil davası sonucunun bekletici mesele yapılması doğru değildir. Mirasın hükmen reddinin tespiti halinde, davalıların eldeki davada taraf sıfatı kalmayacaktır. O halde mahkemece, öncelikle mirasın hükmen ret davasının sonuçlanmasının beklenmesi ve buna bağlı olarak davalıların taraf sıfatının olup olmadığı tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken…”[4]

3. Mirasın Reddinin Sonuçları

Miras reddedildiğinde geçmişe yönelik sonuç doğurur.

TMK’nın 611/1. maddesine göre, mirası reddeden kişi geçmişe etkili olarak (mirasbırakanın ölümü anından itibaren) mirasçı sıfatını kaybeder. Bu durumda tereke, mirası reddeden mirasçı mirasbırakandan........

© Hukuki Haber