menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bölgemizde Gözden Kaçırılan Hesaplar Olabilir mi?

1 0
yesterday

Aslında bu haftaki köşe yazımı Çatlı filmi üzerine yazmıştım fakat ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Terörsüz Türkiye diye bilinen süreç ile ilgili açıklamaları bu yazıyı yazmamı zorunlu kıldı. Bu durumun önemine binaen Çatlı filmi ile ilgili yazımı inşallah haftaya yayımlarız.

Siyonizm’e hizmet eden emperyalistler İran’a saldırarak,İran’ı ve dolayısıyla körfez ülkelerini deateşe verdiler. Bu Siyonist zihniyetin saldırısı ile İslam ülkeleri arasındaki çatlağı daha da büyüttüler.

Hürmüz Boğazı krizin merkezine konuldu fakat İsrail’in Lübnan saldırıları ve bölgedeki Kürtlerin Siyonist zihniyet tarafından kullanılmak istenmesi gündemi pek meşgul etmiyor.

İran, beklenenden dirençli çıktı ve ABD’yi saldırdığına pişman etti.Sayın Trump, İranda rejim muhaliflerini ayaklandırmayı hedefliyordu fakat İran halkı bu konuda ABD’den yana değil kendi devletlerinden yana tavır aldı çünkü ABD’nin,“Demokrasi getiriyorum!” dediği ülkelerde neler yaptığı ortadaydı.

Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan,İran’ı Hürmüz Boğazı konusunda uyararak, “…Hürmüz Boğazının kapatılması büyük bir ekonomik krize neden olabilir. Bu durum nedeniyle İran’a karşı büyük bir cephe oluşabilir…” diye açıklama yapmış.

Belki kadim devlet aklı bunu söylemeyi gerektirebilir fakat biz, İran’ın dünyaya, “Madem bu haksız saldırıyı engellemiyorsunuz, buyurun hodri meydan, biz batacaksak herkes batsın…” deme hakkı olduğunu düşünüyoruz.

İsrail adım adım hedeflerine ulaşmak için her yeri ateşe vermeyi göze aldı fakat İran’ın direnci ve başta Tel Aviv olmak üzere İsrail’i balistik füzeler ile vurması İsrail halkını sığınaklarda yaşamak zorunda bıraktı.

Tel Aviv Belediye Başkanı olduğu iddia edilen bir adamın videosu sosyal medyaya düştü. Başkan feryat figan ediyor ve“Hani biz seçilmiş bir millettik. Fareler gibi sığınaklarda yaşıyoruz…” diye ağlıyor ve sanırım kendi azgın devlet başkanına sitem ediyor. “Beter olun, yok olun!”

ABD Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili ilginç ama bizler için tehlikeli olacak fikirlerini çekinmeden açıklamış. Sayın Barrack: “… Bu, Kürtlerin yaşadığı dört büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşantılarını kendilerinin belirlemesine imkân tanıma fırsatı. Bu yüzden Kürtler için umutluyum. Ve Suriye bunun harika bir örneği oldu. Suriye demokratik güçleri ve Suriye’deki mazlum Kürtler ile iyi gidiyor. Biliyorsunuz, karşıt bir durumda olup, sonra tekrar uyum sağlamak oldukça zor ama iyi bir iş çıkarıyorlar. Ayrıca Irak dosyasına yeni bakmaya başladım ve Barzani ailesine ve Talabani ailesine hayranım. Kürtler harika ve tarihleri de harika, mirasları etkileyici. Zaman içinde kendi devletlerini kuramamış olmaları üzücü. Bu yüzden hayal kırıklığı yaşadıklarını anlıyorum. Ama umut şu ki, artık bulundukları ülkelerde entegrasyonla hak ettikleri refaha ulaşabilirler…”

“Sayın Barrack saydığınız diğer ülkeler ile Türkiye’yi karıştırmayın. Türkiye de entegrasyona gerek yok,Kürtler zaten entegreler. Milletvekili, Bakan, Başbakan ve hatta Cumhurbaşkanlığı bile yapabiliyorlar…” diyecek kimse yok mu?

Umut ediyoruz ki, bu süreci bizim devlet aklımız planlamış ve yürütüyor olsun. Yoksa Siyonist hizmetkarı emperyalist Batı anlayışının Kürtler de dahil bölge halklarına bir faydasının olacağını düşünmüyoruz.

Biz, İsrail tehdidine karşı Türkiye’yi uyarıp tarihe not düşelim. Gerçekten de İran sonrası İsrail’in hedefi Türkiye olabilir mi, bunu zaman gösterecek. Devleti yönetenler zaten bu meseleyi biliyordur.


© Hedef Halk