menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Efsane stoper Beşiktaş'a geri döndü: Öyle bir gol attı ki oruç bozduracaktı! 7 Haziran 2026

28 0
07.06.2026

Yaşım ilerliyor. Belki de ondan olacak, eski günler daha çok geliyor artık aklıma.Anılarım. Bir film şeridi gibi gözümün önünden akıp gidiyor.Hayatımda birlikte yaşadığım insanlar çok oldu. Elbette ki içlerinden bazılarıyla daha da fazla.Öbür dünyada tanıdıklarım bu dünyada tanıdıklarımdan çok artık.Eski bir telefon defterim var; cep telefonu icat edilmeden önce... Saklıyorum. Zaman zaman sayfalarını karıştırıyorum. O numaralarını çevirip de konuştuğum çok dostum göç edip gitmiş bu dünyadan.İşte o insanlardan biri de Cemil Ulusel. Beşiktaş'ın yıllarca kulüp müdürlüğünü yapan, en çözülemez sorunları bile kendine has stiliyle çözen, Süleyman Seba'yı yılların temel direklerindendi.15 yılı aşkın süre Beşiktaş muhabirliği yaptım. Hemen her gün konuştuğum görüştüğüm insanlardandı.Akaretler'deki kulüp binasının girişindeydi odası.Temiz, tertipli, titiz bir adamdı. Özellikle yönetim kurulu toplantılarının bitmesini odasında beklerdim; çay içerken koyu muhabbetlere dalardık. Beşiktaş onun hayatıydı. Görevinden ayrılmasından sonra da görüştüm kendisiyle. Hatta o ölümcül hastalığa yakalandığında da.Beşiktaş'tan Ortaköy'e giderken bir apartmanın üst katındaydı dairesi. Faik Gürses ağabeyimle ziyaretine gitmiştik. Günleri sayılıydı. Ona rağmen bizim geleceğimizi öğrenince kalkmış, traşını olmuş, kravatını takmış oturur vaziyette karşıladı bizi. İlaçlarını bile kaldırmıştı ortadan; bize öyle gözükmek istemişti işte.O sohbetimizde Süleyman abiyi anlatırken gözleri dolmuştu; unutumam. Sesi hala kulaklarımda çınlıyor. Demişti ki;"Süleyman abiyle çok güzel günlerimiz geçti. Bazen kızardı, bağırırdı, çağırırdı! Bir kaç gün dargın kaldığımız zamanlar da vardı. Ama barışırdık sonunda. Kulüpten çıktığında zaman zaman arardı beni telefonla;- Cemil, ben şuradayım. Sen de kulüpten çıkınca gel, derdi.Giderdim çağırdığı meyhaneye... Dertleşirdik saatlerce. İki duble rakı, bol sarımsak eşliğinde.Şimdi çağıran yok! 2 duble rakı da içemiyorum artık! Zaten Süleyman abisiz ne rakının tadı kaldı, ne de sarımsağın!"Bu ziyaretimizden kısa süre sonra kavuştu da Süleyman abiye...Bir anısını daha anlatmıştı o gün Süleyman abiyle ilgili. Bunu "Süleyman Seba Eski Dostlar Anılar" isimli kitabımıza almıştık. Aktarayım:

Süleyman abi Ramazan aylarında orucunu tutardı. Hasta olana kadar bir kez olsun orucunu tutmadığını görmedim. 1986 yılının Ramazan ayına denk geldi bizim Trabzonspor maçı. Maç Trabzon'daydı, kazanırsak şampiyon olacaktık. Hepimiz oruçluyuz. Tribünde oturuyoruz. Heyecanlıyız. Ama o hepimizden de heyecanlı! Zangır zangır titriyor!O sırada Gökhan (Keskin) golü atmaz mı? Hepimiz ayaktayız! Süleyman abi de ayakta. Baktım gözü önündeki sehpada küçük pet şişedeki suya takıldı. Aldı şişeyi, kapağını açıp içecek! Pat diye yakaladım kolundan. - Abi, dedim; aman orucunu bozacaksın!Durdu, bana baktı, başladı gülmeye... Sonra da;- Ulan Cemil, dedi; ne vardı içseydim? Unutmuş olduğum için bozulmamış olacaktı orucum!Süleyman abi sert görünürdü de espri yapmayı da iyi bilirdi.Bir de rakiplerine çok önem verirdi.Örneğin Ankara'da bir Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı oynadık; Galatasaray'la. Kupayı da kazandık.İstanbul'a dönerken Galatasaray takımı da aynı uçaktaydı. Bizim çocukların bazıları da uçağın arkasında kupanın içine şampanya koymuşlar içiyorlar.- Cemil, dedi Süleyman abi; rakibimize ayıp oluyor. Biz bu adamları yendik. Üzgünler. Onlara hürmet etmek lazım. Git şu çoculardan kupayı al. Yerlerine otursunlar. Ses de çıkarmasınlar!Gittim arkaya... - Çocuklar, dedim; yapmayın böyle. Galatasaraylı arkadaşlara........

© HalkTV