menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nasıl bir tiyatro sezonu? 26 Eylül 2026

8 0
26.09.2026

İstanbul’da yazın sona erdiğinin en önemli kanıtı yoğun trafiğin yirmi dört saat sürüyor olması sanırım. Şehre dönüşlerin tamamlanmasıyla tiyatro sezonu da nihayet başlıyor. Ağır ekonomik yükler ve bağımsızlık meseleleri, Türkiye’de tiyatro yapmak için ellerini taşın altına koyanların değişmeyen dertleri.

Ama her şeye rağmen söyleyecek sözü olanlar çalışmaya devam ediyor. Prova odalarının ışıkları geç saatlere kadar yanıyor. Yeni oyunlar için çalışılıyor. Büyük prodüksiyonlar, bağımsız topluluklar, yıllardır sahnede olanlar, ilk oyununu çıkaranlar… Ve bir de festivaller şehre başka bir canlılık getiriyor.

İstanbul’daki bağımsız tiyatrolara ilişkin yakın tarihli bir araştırmada toplulukların yüzde 64’ünün kendi sahnesinin olmadığı, sahnesi olanların yüzde 86’sının kiracı olduğu görülüyor. Başka bir araştırmada bağımsız sahnelerin yüzde 88’inin sponsorluk ya da bağış desteği almadığı belirtiliyor.

Gelin bir oyunun maliyet kalemlerine birlikte bakalım; salon, prova, dekor, kostüm, ışık, ses, nakliye, turne, telif, fatura, tanıtım, vergi... Oyuncusu, yönetmeni, tasarımcısı, teknisyeni… Aylar süren bu emeği şimdi 50, 80, 120 koltukla satılan bilet fiyatıyla çapıp ki salonu tam dolu kabul ederek, sonra masrafları çıkıp emekçilere bölüp dağıtın. En basit matematik hesapla satılan biletlerden elde edilen gelirle insanca yaşama şansı pek mümkün görünmüyor. Sanatı istenilen ölçekte desteklemeyen devlet bir de biletleri vergilendirince tadından yenmiyor.

Şimdi hooop salona yani seyirciye dönelim. İstanbul Planlama Ajansı’nın bir araştırmasına göre İstanbulluların yüzde 45,8’i son bir yılda hiçbir kültür-sanat etkinliğine katılmamış. Katılımın önündeki en büyük engel yüksek bilet ve giriş ücretleriymiş. Ben buna en büyük engel demezdim, çünkü böyle denince sanki ekonomi iyiyken tiyatro salonlarından, bienallerden, konserlerden hiç çıkmayan, sanata aşık bir Türkiye vardı da o bitti gibi okunuyor. Bu araştırmayı ekonominin bozulması üzerinden, kültür-sanat etkinliklerine katılanların geçmişteki alışkanlıklarıyla karşılaştırılarak yapsalardı daha anlamlı bir okuma yapabilirdik.

İstanbul’da tiyatro biletinin fiyatı, tiyatroya gitmenin maliyetinin yalnızca başlangıcı. İşten, okuldan çıkmak, trafiği aşmak, yemek, toplu taşıma, taksi, otopark; oyun geç biterse eve dönüş... İki kişiyseniz çarpı iki. Yani iş bilet alabilmekle bitmiyor. Tiyatronun göze görünmeyen rakibi ya da engeli çok.

Bu ekonomik sıkışmanın tiyatro sahnesinde başka sonuçları da var elbette. Bilet satma kaygısı büyüdükçe tanınmış oyuncu giderek daha........

© HalkTV