Mekke'de bölgeyi aşan imza
Dün Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması üzerine bazı noktalara dikkat çekmiştik. Bu anlaşmaya yönelik eleştiri ve yaklaşımların önemli bir bölümü, başka ülkelere karşı kurulan bir ittifak olduğu yönünde. İdeolojik bagajların hayli ağır olduğu “eleştiriler” bunlar.
ULUSLARARASI SİSTEM DEĞİŞİRKEN
Bunlara gelmeden önce birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Öncelikle uluslararası sistemde ortaya çıkan değişimi anlamadan, Türkiye’nin nerede durduğunu ve yeni arayışlarını kavramak mümkün değil. Bugün ittifakların niteliği, devletlerin güvenlik anlayışı ve bölgesel güçlerin uluslararası sistemdeki rollerinde önemli değişimler yaşanıyor.
Dün de işaret ettiğim gibi, bu yeni dönemin temel özelliklerinden biri devletlerin mevcut ittifaklarından kopmadan bir diğerine katılabilme ya da yenisini inşa etme imkanı.
Türkiye’ye bakalım. Bir yandan NATO üyesi. Batı dünyasıyla ilişkileri devam ediyor. Ama aynı zamanda yeni ittifaklar kurarak kelimenin tam anlamıyla zamanın ruhunu yakalıyor. Mekke Anlaşması bu açıdan önemli bir örnek.
SADECE ORTA DOĞU DEĞİL
Coğrafi olarak baktığımızda, ortaya çıkan yapıya “bölgesel ittifak” demek yetersiz kalıyor. Belki “bölgeler arası stratejik ortaklık” vurgusu üzerinden bakılabilir. Elbette kapsama alanına enerji yollarını, ticaret koridorlarını, limanları ve deniz güvenliğini de eklediğimizde üçlü iş birliğinin anlamı daha da derinleşiyor. Bu bağları güvence altında tutmak ve akışı yönetmek gerçek anlamda bir güç üretimini beraberinde getiriyor.
Türkiye–Suudi Arabistan–Pakistan hattı böyle bir coğrafyanın üzerinde........
