menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rapsod Homer... Dengbêj Omer

149 0
14.10.2026

Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Sokakların tenhalaştığı, gelip geçen tek tük araçların klakson bile çalmadığı, şehrin en ıssız bu zamanında sinemadan çıktığımda; kafamda, destanından uyarlanan filmde (The Odyssey) gördüklerimden çok, destan müellifinin çok farklı şekillerde söylenen adının çağrıştırdıkları vardı.

İzlemek için oldukça geç kaldığım filmi seyretmeden önce, Alberto Manguel’in “Homeros’un İlyada ve Odysseia’sı” adıyla yeni çıkan “biyografi” kitabını okumuş, filmle ilgili okunmadık şey bırakmamıştım. İşin doğrusu, bu muazzam yapıt hakkında söylenmedik pek bir şey kalmadığından aklımda yazı yazma fikri de yoktu.

Filmi adeta izlemeden izlemiş gibiydim. Hatta filmde anlatılanlara dair, destandan yola çıkarak birkaç yazı da yazmıştım.O halde gecenin geç vakti, ıssız sokaklardan geçerek otele doğru yürürken “Homeros”, “Homer”, “Omer”, “Ömer” isimleri neden takılmıştı kafama?

Homeros’un adını en çok iki kişiden duydum; biri Yaşar Kemal, öteki Mehmed Uzun… Şimdi ikisi de rahmetli... Her karşılaşmamızda Yaşar Kemal, benle Mehmed Uzun’a Homeros’u; Mehmed Uzun da ondan dinlediklerini bana ve başkalarına anlatıyordu. Roman yazarı olarak ikisinin de beslenme kaynağı bu büyük ozandı. Yaşar Kemal onu kendi “piri” olarak görüyor, Mehmed Uzun da Yaşar Kemal’i kendi “piri” olarak görüyordu. “Sizin kahramanınız kim?” diye sorduklarında Mehmed Uzun hiç düşünmeden “İlyada”nın ölümsüz kahramanı “Hektor” cevabını vermişti.

Batı edebiyatının Homeros üzerinden yükseldiğine, Homeros’un da Doğu hikayelerinden beslendiğine inanıyordu. Bu damardan yürürsek eğer büyük Goethe’nin “dünya edebiyatı” kavramına kolayca ulaşabilirdik. Aslında kadimden beri anlatılan hikaye aynı hikayeydi, hepimiz aynı hikayenin kahramanlarıydık. Tek fark, hikayeyi anlatış tarzımızdı. Bazılarımız türküyü gırtlaktan çıktığı gibi avaz avaz çığırıyor, bazılarımızın çığlığına ise bir müzik aleti eşlik ediyordu. Dillerimizin ayrı olması mühim değildi, aynı hikaye farklı kelimelerle söylenebilirdi. Nihayetinde ezelden ebede hepimizi aynı ırmak sürüklüyordu götüreceği yer neresiyse oraya.

İşin erbabı, lisan üzerine kafa patlatmış, kelimelerin etimolojisiyle ilgilenen âlimler derler ki “Homeros” adının “Omer” ve “Ömer” kelimeleriyle olan rabıtası, tamamen “yalancı eşdeğerlilik” adı verilen, “rastlantısal ses benzerliğine” dayanır.

“Homer” mesela... Gelmiş geçmiş bütün büyük destancıların, söz ustalarının piri olarak kabul edilen şairin Yunancadaki adı “Hómēros”muş. İsim Latinceye “Homerus” şeklinde geçmiş, İngilizce ve Fransızca gibi Batı dillerine aktarılırken sonundaki ek düşmüş, “Homer” olmuş. Demek ki “Homer” ile “Homeros” aynı isimdir. Farkı, ismin farklı dillerdeki telaffuzundan kaynaklanıyor.

“Homeros”un “Omer” veya “Ömer”le ilişkisi ise etimolojik açıdan hiçbir bağı olmayan, tamamen tesadüfi bir ses benzerliğidir.

Yunancadaki “Homeros” ile Arapçadaki “Ömer” veya “Omer” iki farklı kültürden geliyor. “Homeros” Antik Yunancada “rehine” veya “kör” gibi anlamlar ihtiva ederken, Arapçadaki “Ömer”, “hayat” kökünden türemiş “capcanlı, hayat dolu, uzun ömürlü” manasına geliyormuş.

“Homeros”u “Ömer”le ilişkilendirenler, “Mavi Anadoluculuk” akımını başlatan Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat ve Sabahattin Eyuboğlu’dur. Muhtemelen, onun İzmir civarındaki İyonya bölgesinde yaşamış olmasından hareketle, Homeros adını ciddi bir metafor olarak “Ömer”le ilişkilendirmişler. Böylece bir Anadolu ozanı olarak onu biraz daha “millileştirmek” istemişler. Mavi Anadoluculara göre Batı uygarlığının kökeni Yunanistan’da değil, Anadolu’da aranmalıdır. Birçok dil bilen, Batı edebiyatı ve Antik dönem kültürüne vakıf Halikarnas Balıkçısı’na göre Homeros İzmirli (İyonya)'dır; destanını İyon lehçesiyle yazmış, özbeöz Anadolulu bir halk ozanıdır.

Hatta ona göre Yunanlılar Homeros destanını tahrif etmiş, bir kurul üzerinde uzun yıllar çalışarak destandan Anadolu’ya ait olan her şeyi ya çıkarmış ya da değiştirmiştir. Bu “yerli Homeros” için, “Madem İonyalıdır, madem buralıdır; o halde bizim Ömer’dir,” demişler. Mesela kendi aralarında ve edebiyat çevrelerinde Homeros’tan bahsederlerken ona olan sevgiyi ve yakınlığı belirtmek adına şaka yollu sık sık “Ömer Dayı” veya “Bizim Ömer” diye hitap ettikleri de anlatılır o mahfillerde. Amaç dil bilimsel bir kanıt sunmak değil, Batı’nın tekeline aldığı antik kültürün aslında bu topraklara ait olduğunu şaka yollu ele güne göstermektir.

Doğu destanlarının ve destan anlatıcılarının da nihayetinde sık sık “Ömer” veya “Omer”adıyla........

© Habertürk