Türkiye'de inanç ve dindarlık araştırması
Türkiye’de din ve dindarlık, hiçbir zaman sadece teolojik bir konunun öznesi olmadı. Osmanlı’dan günümüze sosyolojik, siyasi ve kültürel yaklaşımların hep merkezinde yer aldı ve almaya da devam ediyor, din.
Özellikle AK Parti hükümetleri döneminde, toplumun muhafazakârlaştığı mı yoksa bu yoğun dindarlık vurgusuna tepki olarak sekülerleştiği mi sorusu, akademik, medya ve popüler mecraların en iştahlı tartışma konusu oldu hep.
Verilere dayanmayan, ortaya atanın kendi ön yargısı ya da beklentisi üzerinden şekillenen fikirler genel olarak tartışmaları da cephelere göre dizayn eden bir süreci beraberinde getirdi maalesef. Yapılan kimi araştırmalar da istatistik biliminin eğilip bükülmesiyle, oranların abartılarak verilmesiyle birlikte zihinlerimizi manipüle etti.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen, gençler deizme kayıyor ya da toplumda Allah’a olan inanç azalıyor savları genellikle dar anekdotlara veya sınırlı gözlemlere dayanıyordu.
Ancak, geçtiğimiz günlerde Zübeyir Nişancı ve Hüseyin Sağlam tarafından yayınlanan Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması (TGSS 2024) raporu, bu tartışmalara veriye dayalı, soğukkanlı ve son derece çarpıcı yanıtlar veriyor.
Rapor, Türkiye’de inancın azalmadığını; dindarlığın inanca göre daha düşük olduğunu, biçim değiştirdiğini ve bireyselliğe doğru evrildiğini söylüyor.
Bakalım bu sonuca nasıl varmışlar?
Araştırmanın zeminini görelim ki kendi özgül analizlerimizde ayaklarımız daha fazla yere bassın.
Araştırma, 17 Mayıs – 2 Haziran 2024 tarihleri arasında yürütülmüş. Yani bundan yaklaşık iki yıl önce yapılan bir araştırmadan bahsediyoruz.
26 il ve 134 örnekleme kümesinden derlenen veriler, Türkiye'nin tamamını temsil edecek biçimde tasarlanmış.
2.615 katılımcının yüzde 50,9'u erkek, yüzde 49,1'i kadın; yüzde 62,8'i 18–44 yaş aralığında ve yüzde 37,2'si ise 45 yaş ve üzerinde.
Katılımcıların eğitim dağılımı yüzde 30,7'si lise, yüzde 19,6'si ilkokul, yüzde 17,2'si üniversite mezunu olarak seçilmiş. Yükseköğretim mezunlarının toplam oranı yaklaşık yüzde 25 düzeyinde.
Yerleşim yeri bakımından katılımcıların yüzde 67'si yoğun kentte, yüzde 16,7'si orta yoğun kentte, yüzde 16,3'ü ise kırsal alanda ikamet ediyor.
Bu girişten sonra gelelim araştırmanın içeriğine;
Raporun en çarpıcı bulgularından ilki, Allah inancının Türkiye toplumunda taşıdığı ağırlık.
Katılımcılara, Allah'ın varlığına ilişkin tutumlarını en iyi ifade eden yargı seçtirildiğinde, yüzde 89,45 gibi yüksek bir oranla “Allah'ın gerçekten var olduğunu biliyorum ve bundan hiç şüphem yok” yanıtını vermiş. Buna “Şüphelerim olsa da Allah'a inandığımı hissediyorum”........
