menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SEKSENLER…

4 0
12.09.2026

Geçtiğimiz haftalarda yaşanan ölümlü bir trafik kazası haberi beni üniversite yıllarıma götürdü. O günlerin hatıraları gözümde canlandı. Sosyal medyada tam da 80’li yıllar temalı paylaşımlar yapılırken ve de tam 12 Eylül’ün yıldönümünde bu yazımız da bir tevafuk oldu…

Türkiye’de 12 Eylül darbesi yaşanmış henüz demokrasiye geçiş yapılmamıştı. Ben o dönemi bir üniversite öğrencisi olarak geçirdim.

İstanbul’da Atatürk Öğrenci Yurdunda kalıyorduk. Yurt müdürü olarak bir emekli albay görevlendirilmişti. Müdür öğrenci yurdunu bir askeri kurum gibi yönetiyordu. Sabah erkenden çalışanlar “içtima”da ! toplanıyor ve albay önce onlarla görüşüp (bir nevi içtima alıp) sonra sahayı denetliyordu. Bir gün yerde gördüğü bir çöpü alması bir görevliye işaret ettiğini ve eğilen personele tam çöpü alırken tekme atığına şahit olmuştuk.

Yurtta tam bir askeri sistem işliyordu. Sabah belli bir saatte dersimiz bile olmasa odayı boşaltır ve hasta olsak bile odamızda kalamazdık. Odaya giriş ve çıkış bile bir programa tabiydi.

Yurt blokları girişinde yer alan panolarda bir askeri kurum gibi talimatlar bulunurdu. Örnek olarak bir yatak da girişte olur ve yatağı nasıl toplayacağımız bu örnekle gösterilirdi. Askeri birliklerde “para atınca” gerginlikten zıplayacak şeklinde ifadesini bulan yaklaşımla muhataptık.

AÖS olarak kısaltılarak isimlendirilen yurtta, “darbe” yıllarının farklı tezahürlerini yaşıyorduk. Yurdun çok büyük bir kapalı spor salonu vardı. Ben o yurtta dört kaldım ve o salona gidemedim. Hatta yaklaşmamız bile söz konusu değildi. Bu salon sıkıyönetim mahkemesi duruşma salonuna dönüştürülmüştü. Dönemin bazı kitlesel davaları burada yürütülüyordu. Yurttan tel örgülerle ayrılan kapalı spor salonu askerler tarafından bekleniyordu. Biz, uzaktan yargılama için getirilenlerin araçlardan indirilişini seyrederdik.

Üniversitede de askeri araçlar beklerdi ve bazı hocalar dışarda asker beklediğini imalı bir şekilde söyler, dolaylı bir tehdit hissi yaşatırlardı.

Dönemin “gençlik” stratejisi, “politik yaklaşım ve tercihlerden” uzak........

© Habername