menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CAHİLE SORMA, YANINA VARMA, ELE DUYURMA, İSTİĞFAR EYLE!

7 0
13.10.2026

Bilgide ehliyet, ilişkide mesafe, sözde ölçü, nefiste muhasebe…

İnsan hayatı boyunca nice sözler duyar, nice insanlarla karşılaşır, nice tecrübeler edinir. Ancak bazı sözler vardır ki birkaç kelimeyle bir ömrün muhasebesini yaptırır. Çünkü hikmet, her zaman uzun cümlelerde değil, bazen insanın ruhuna dokunan dört kısa öğütte saklıdır:

“Cahile sorma, yanına varma, ele duyurma, istiğfar eyle…”

Bu söz, yalnızca insanlarla nasıl ilişki kuracağımızı anlatmıyor; aynı zamanda bilgiyi nasıl arayacağımızı, mesafeyi nasıl koruyacağımızı, dilimizi nasıl terbiye edeceğimizi ve kendi nefsimizle nasıl yüzleşeceğimizi de öğretiyor.

Aslında bu dört öğüt, insanın hem toplumsal hayatına hem de iç dünyasına tutulan bir aynadır.

CAHİLE SORMA: HER SES BİLGİ, HER KANAAT HAKİKAT DEĞİLDİR!

İnsan bilmediğini öğrenmek için sorar. Fakat asıl mesele, kime sorduğudur.

Çünkü herkesin bir fikri olabilir ama herkesin fikri bilgiye, herkesin bilgisi de hikmete dönüşmez. Bilmediğini bilen insan öğrenmeye açıktır. Bilmediğini bilmeyen insan ise çoğu zaman kendi kanaatini hakikatin yerine koyar.

İşte tehlike burada başlar.

Yanlış insandan alınan cevap, bazen doğru bir sorudan daha büyük zarar doğurur. Çünkü insan, yanlış bilgiyle yalnızca bir meseleyi yanlış anlamaz; yanlış kararlar alır, yanlış insanlara güvenir ve yanlış istikametlere yönelir.

Bu yüzden mesele, insanları cahil diye etiketlemek değil, bilgi ile cehalet arasındaki farkı görebilmektir.

Bilgi, ehliyet ister; hikmet, feraset ister.

Bir toplumda herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyorsa, herkes hüküm veriyor ama kimse araştırmıyorsa, herkes akıl öğretiyor ama kimse kendisini sorgulamıyorsa orada bilgi çoğalmıyor, yalnızca gürültü artıyor demektir.

Bugün bireysel ilişkilerden siyasete, ticaretten sosyal hayata kadar en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, kimin ne söylediğinden önce, söyleyen kişinin neye dayandığını sorgulayabilmektir.

Çünkü doğruyu arayan insan, yalnızca cevap aramaz; doğru cevabın kaynağını da araştırır.

YANINA VARMA: HER İNSANLA HÜRMET, HER İNSANLA YOL ARKADAŞLIĞI OLMAZ!

İnsan, içinde yaşadığı çevreden bağımsız değildir. Zamanla arkadaşlarının dilinden, alışkanlıklarından, düşüncelerinden ve davranışlarından etkilenir.

Sürekli dedikodunun konuşulduğu bir ortamda hakikatin sesi kısılır. Kıskançlığın beslendiği bir çevrede samimiyet zedelenir. Menfaatin ölçü hâline geldiği ilişkilerde vefa, yerini hesaba bırakır.

İnsan bazen farkına bile varmadan, uzak durması gereken davranışları normalleştirmeye başlar.

İşte bu yüzden insanın çevresini seçmesi, yalnızca sosyal bir tercih değil, aynı zamanda bir karakter meselesidir.

Ancak burada ince bir çizgi vardır: İnsanlardan uzak durmak başka, insanları küçümsemek başkadır.

Herkese karşı saygılı olmak bir erdemdir. Fakat herkesi hayatının merkezine almak zorunda değilsin. Herkesle konuşabilirsin ama herkese sırrını açamazsın. Herkesle iyi geçinebilirsin ama herkesle aynı istikamette yürüyemezsin.

İnsanlara karşı tevazu, yanlış alışkanlıklara karşı mesafe… İşte gerçek denge budur.

Bazen insanın en büyük kaybı, kötü niyetli bir düşmana yenilmesi değil, yanlış bir çevrenin içinde kendi karakterini........

© Habername