menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Netanyahu Önce Aynaya Bakmalı

6 0
25.09.2026

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, dünyanın en önemli kürsülerinden biridir. Devletlerin, hükümetlerin ve dünya liderlerinin ülkelerinin tezlerini anlattığı, uluslararası kamuoyuna mesaj verdiği bu kürsünün elbette büyük bir sorumluluğu vardır.

Fakat Birleşmiş Milletler kürsüsü, kendi politikalarının hesabını vermekten kaçıp başka ülkeleri suçlama yeri değildir.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki son konuşması tam da bu nedenle ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Gazze’de ağır bir insani kriz devam ederken, binlerce Filistinlinin hayatını kaybettiği, kadınların, çocukların ve yaşlıların savaşın ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığı bir ortamda Netanyahu’nun çıkıp Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alması, öncelikle dünyanın vicdanında cevaplanması gereken soruları değiştirmiyor.

Çünkü mesele Türkiye değildir.

Mesele, Gazze’de yaşananlardır.

Mesele, sivillerin hayatıdır.

Mesele, savaşın ortasında kalan çocuklardır.

Mesele, evlerini, şehirlerini ve yaşamlarını kaybeden Filistinlilerin dramıdır.

Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik suçlamaları ne kadar yüksek sesle dile getirilirse getirilsin, Gazze’de yaşanan insani trajedinin üzerini örtemez.

Türkiye’nin Gazze konusunda ortaya koyduğu tutum ise kamuoyunun önündedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler kürsüsü de dâhil olmak üzere, Filistin meselesinde iki devletli çözüm ve Filistin halkının haklarının korunması yönündeki yaklaşımını uzun süredir açık biçimde ifade etmektedir.

Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik sözlerine Ankara’dan verilen yanıt da bu nedenle önemlidir.

Türkiye, kendi tezlerini savunma ve İsrail hükümetinin Gazze politikalarını eleştirme hakkına sahiptir.

Türkiye’nin bu konudaki tavrı yalnızca bir siyasi polemik olarak görülmemelidir. Türkiye, Gazze’deki sivillerin korunması ve Filistin meselesinin uluslararası hukuk temelinde çözülmesi gerektiğini savunduğunu açıklamaktadır.

İşte Netanyahu’nun asıl rahatsız olduğu noktalardan biri de budur.

Çünkü İsrail hükümetinin Gazze’deki uygulamalarına yönelik uluslararası eleştiriler büyürken, Netanyahu’nun başka ülkelerin liderlerini hedef alması, tartışmanın merkezindeki insani soruları ortadan kaldırmamaktadır.

Bir ülkenin lideri, kendisine yöneltilen ağır eleştiriler karşısında başka ülkeleri suçlayabilir.

Fakat bu, kendi ülkesinin eylemlerine ilişkin soruları ortadan kaldırmaz.

Tam tersine, kamuoyunun soracağı sorular daha da önem kazanır:

Gazze’de kaç sivil hayatını kaybetti?

Kaç çocuk yaşamını yitirdi?

Kaç aile evsiz kaldı?

İnsani yardıma erişim konusunda hangi sorunlar yaşanıyor?

Uluslararası toplumun ortaya koyduğu eleştiriler neden bu kadar yoğun?

Bu soruların hiçbirinin cevabı, Türkiye’ye yönelik suçlamalarda bulunmak değildir.

Netanyahu’nun konuşmasında Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ifadeler........

© Haberler