menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HESAPLAŞMAK

29 334
10.04.2026

“Eski dostların düşmanlığı” çok ağır bir yük. Tümevarımla milletin iç kargaşa ve/ya iç savaşla birbirine düşmesi, içeriden “işbirlikçi hain(!)” devşirilmesi, cehaletle öz değerlere düşman olunması da aynı kapıya çıkar. Yani “öze hasımlık.”

Birileri diyor ki İranlılar Şii, bize ne onlardan. Öyle mi dersiniz?

Allah’a inanıyorlar mı? Evet.

Kuran-ı Kerimi kabul ediyorlar mı? Evet.

Peygamberimize hürmetkarlar mı? Evet.

Eee, o halde? Ama mezhepleri farklı(!).

İslamiyet ne zaman doğdu? Milattan sonra 610’da ilk vahyin gelmesiyle.

Efendimiz ne zaman vefat etmiştir? Milattan sonra 632’de.

Mezhepler ne zaman başlamıştır? Resulullah’ın ahirete irtihalinden çok yıllar sonra.

Mezhepler neden doğmuştur? Ayet ve hadislerin farklı yorumlanmasından, itikadi (siyasi) ve ameli (fıkhi) görüş ayrılıklarından…

Şimdi başka bir kanala geçelim ve sadece son çeyrek yüzyıla bakalım.

Irak: ABD vururken karşı koyan var mıydı? Eh… Iraklı generallerden ordusunu, devlet adamlarından makamını bırakıp ABD pasaportu ve dolar dolu valizlerle kaçanlar oldu. Saddam, saklandığı yerde bulundu, sonra idam edildi.

Libya: ABD vurdu, içeriden destek verenler oldu. Devlet Başkanı Kaddafi, kendi halkı tarafından sokakta linç edildi, linç...

Suriye: Devlet Başkanı Beşar Esat, sıkışınca ilk uçakla, servet yığınıyla Rusya’ya sığındı.

Venezüella: Devlet Başkanı Maduro evinde, eşiyle birlikte derdest edildi. Savaşan oldu mu? Mafya dizilerindeki kadar bile ölümü göze alan olmadı.

İran: ABD ve İsrail İran’a vururken, hep birlikte dik durdular… İranlı generallerden ordusunu, devlet adamlarından makamını satıp kaçan olmadı. Ne oldu? Dini Liderleri, en önemli askeri-sivil devlet adamları, bilim insanları katledildi. Yanlarında eşi ve/ya oğlu-kızı-gelini-damadı ve/ya torunları, hülasa aile fertleriyle birlikte şehadete vardılar.

Ama mezhebi farklı diyenlere dönelim biraz da.

ABD’nde namaza gittiğimde, ayaklarını duvara dayayıp neredeyse amuda kalkanları gördüm. Suudi Arabistanlı Vehhabi mezhebindendiler. Oysa bize yüce kitabımızın olduğu yerde edepli oturmamız öğretilmişti.

Gana’da Cuma’ya gittiğimde, imamın Fatiha’dan evvel Sübhaneke duasını okumadığını gördüm, şaşırdım. Maliki mezhebindendiler.

Suriye’de namaza durduğumda, imama uyumda zorlandım ve şaşırdım. Şia mezhebindendiler.

Türkiye’de namaza durduğumuzda bir arkadaşımızın secdedeyken sağ ayak başparmağının açısına dikkat eden mesai arkadaşı amirine gammazlamıştı. Hanefi mezhebindendik.

Bu örnekleri onlarca çoğaltmak mümkündür. Gazze’nin, Kırım’ın, Urimçi’nin sahipsizliği ile İran’ın direnişi iyi özümsenmelidir. Ve İsmet Özel’in, “bu ülkede hak yemek, sol elle yemek yemek kadar dikkat çekmedi” sözü tekrar düşünülmelidir.

Modern haydutların Türk’le ve Türkiye’yle hesabı kapanmamıştır. Tarih boyunca Türkün boyun eğmediğini bildiklerinden, yeni yöntemler deneyecekler.

Hedef; omurgayı zayıflatmak, özbeöz Türk çocuklarının kulaklarına üflettikleriyle, Cumhuriyetle ve Atatürk’le cebelleştirmek, milli ve dini ortak değerlerimizi tartıştırmak… Ve günü geldiğinde, “öze hasımlık” mezbahanesine kan taşıyanları çoğaltmak. Ama başaramayacaklar…

Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun; “ortak paydalarımıza omuz verenlere.”


© Habererk