Türk'ü Öldürdük, Pişman Değiliz
Tarih, sadece yaşanmış olayların soğuk bir kaydı değil; bazen vicdanın üzerine çöken bir karabasan, bazen de unutulmaya terk edilmiş acıların, ihanetin ve kanlı hesaplaşmaların yüzümüze çarptığı o sert tokattır.
Bugün Türkiye, kendi topraklarında, şehitlerimizin kanı henüz kurumamışken, 1991 yılında Bakırköy'de 12 masum insanı; hayalleri olan gençleri, ocağı sönen aileleri ve henüz sütü kurumamış 2 yaşındaki küçük Merve Gül Bakkal'ı ateşe vererek katleden PKK'lı terörist Çetin Arkaş'ın, bir "barış elçisi" edasıyla kürsüye çıktığına şahitlik ediyoruz. O eli kanlı katil, Mersin'deki meydanda, arkasında bıraktığı o 12 cenazenin soğukluğu henüz geçmemişçesine küstahça haykırıyor: "Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz, dönün de bu meydandaki on binlere bir bakın; bizde hiç pişman olmuş bir hal var mı?"
Bu sözler sadece bir soru değil, bu bir meydan okumadır. 12 masumun katili, elinde hâlâ o insanların kanı varmışçasına, "Pişman değiliz" diyerek meydan okuyor.
Yaratılmaya çalışılan "kardeşlik hukuku" buysa, eğer vatanı parçalamak isteyen teröristlerin onurundan bahsedilecekse, o onur yerin yedi kat dibine batsın! "Türk'ü öldürmekten, bu topraklara acı ektirmekten pişman değiliz" diyen bir zihniyet, bugün utanmadan "helalleşmeden" bahsediyor.
Sen 2 yaşındaki bebeği yakarken hangi hakkı çiğnediğini biliyor muydun?
Sen, "kimsenin coğrafyasını işgal etmedik, sadece kendi ana vatanımızda özgürce yaşamak........
