Aynı dünyanın insanları!
Birinci Dünya Savaşı'nda müttefikimiz olan Almanya ile siyasi ilişkiler, Cumhuriyet Türkiye’sinde de yoğundu.
Nazi Almanya’sı ile “Türk-Alman Dostluk Paktı” gibi saldırmazlık anlaşmaları imzalayan CHP’nin “Milli Şef”i İsmet İnönü ve “Führer” Adolf Hitler arasındaki “samimi tebrikleşmeler” dönemin gazete manşetlerine yansıyordu.
Tek parti rejiminin Başbakanlarından Şükrü Saraçoğlu'nun “İngilizlerle müttefik, Almanlarla dostuz” sözü ise CHP’nin Almanlara olan “kurumsal” bakışını çok iyi özetliyordu.
Uluslararası arenada “pragmatist” bir devlet olarak tanımlanan ve dış politikasını “çıkarları” üzerine kurgulayan Almanya ile ilk ciddi kırılma, 15 Temmuz 2016'daki FETÖ’nün hain darbe girişimi sonrası yaşandı.
Die Welt’in muhabiri Deniz Yücel'in FETÖ iltisakından dolayı tutuklanmasını bahane eden Almanya, “Yücel'in tutuklanması bağımsız mahkemelerin kararı” diyen dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ dâhil bazı bakanların 2017’deki Anayasa değişikliği referandumu kapsamında düzenleyecekleri “Evet” toplantılarını yasaklarken…
Türkiye’den kaçan PKK, FETÖ ve DHKP-C’li teröristlere kapılarını ardına kadar açarak, aslında nasıl “güvenilmez” bir ülke olduğunu ispatlıyordu.
AK Parti iktidarına ve mensuplarına karşı “Nazi dönemini” hatırlatacak uygulamalara imza atan Almanların bu ikircikli tavrı, 2019 yılında yapılan yerel seçimlere olan ilgiyi de artırdı.
Alman medyası, adeta kendi ülkesindeki bir seçimmiş gibi süreci anbean takip ederek, sonuçları Alman halkına servis etti.
İBB’nin CHP’ye geçmesi üzerine mutluluktan uçan Almanlar, “İstanbul’da muhalefet kazandı, Erdoğan sistemi sendeliyor” başlıkları atarak, sonuçtan duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Günlerce süren “şaibe” tartışmalarının ardından mazbatasını alan Ekrem İmamoğlu’nu ilk ziyaret eden isimlerden biri ise Almanya eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff oldu.
Kendisini “İyi bir Müslüman olma arzusunda bir insan” olarak tarif eden yolsuzluk tutuklusu Ekrem İmamoğlu koltuğa oturduktan sadece 12 gün sonra gerçekleşen mahut ziyaret o dönem oldukça dikkat çekmişti.
Çünkü “dindar(!)” bir ailenin çocuğu olduğu için........
