Alevi Dedesi Olarak Ünlenen Sünni Şair!
Altı yıl evvel aramızdan ayrılan Ragıp Karcı, Türk şiirinin kendine mahsus ikliminde soluk almış, kelâmını gönül terazisinde tartmış nadir kalemlerden biriydi.
Dün misafir olduğum bir Anadolu şehrinde adı gönlüme düştü. Şiirlerini yeniden şevkle okudum; hele ki naatını okurken ayrı bir heyecan duydum.
Hakikatte, Ragıp Karcı yalnızca bu naatı yazmış olsaydı bile, şiirin haysiyetini muhafaza eden bir şair olarak anılmaya kâfi gelirdi.
Bu metnin sonunda o naatı paylaşacağım.
“Şairin hayatı da şiire dahildir” derler. Bu yüzden, usta şairi tanımayanlar ya da unutanlar için onun kısa bir portresini sunmak isterim.
SİVEREK’TE BAŞLAYAN YOLCULUK
14 Haziran 1945’te Siverek’te dünyaya gelir. Babası Terzi Reşat Karcı’dır. Ailesi, Hop köyünde “Alay beğleri” adıyla bilinir. Dedesi Dellal Emin, devletin eminlik müessesesinde görev yapmış; hem ticaret hayatında hem de toplumsal ilişkilerde sözü geçen bir kişidir. Soyadının kökeni de bu “karcı”lık göreviyle ilgilidir.
Çocukluğu Siverek’in kültürel zenginlikleri arasında geçer. Ortaokul yıllarında tarih öğretmeni Zeki Sönmez’in teşvikleriyle kitaplarla tanışır.
Hz. Ali cenkleri, Hayber Kalesi Cengi, Şahmeran hikâyeleri, Karacaoğlan’ın ve Kerem ile Aslı’nın destanları, onun zihnini ve gönlünü şekillendiren ilk metinlerdir.
Daha ergenlik çağında Stendhal’in Kırmızı ve Siyah romanını okuması, onun yalnızca yerel sözlü edebiyatla değil, dünya edebiyatıyla da temas ettiğini gösterir.
Karcı, Osmanlıcayı babasından öğrenir. Onun için Osmanlıca bir dil değil, bir medeniyet idrakidir. Entelektüel olmak için Osmanlıcayı bilmek şarttır; çünkü bu dil İslam medeniyetinin taşıyıcısıdır.
Lise yılları maceralıdır. Erzincan Askerî Lisesi’nde iki yıl üst üste sınıfta kalır. Ancak bu başarısızlık onu başka bir kapıya yönlendirir.
Hadro köyünde ve Siverek merkezde vekil öğretmenlik yapar. Hadro’daki günlerini “en aziz hatıralarım” diye anar.
Bu yıllar, halkın diliyle, türkülerle ve köy hayatının yalın gerçekleriyle yoğrulduğu bir dönemdir.
Şiirde her zaman iddialı oldu. “Benim şiirimde hata bulsunlar, ben şiirimi yakarım,” diyecek kadar yazdıklarının ardında durdu.
Ona göre şiir hayatın acılarını, imkânsızlıklarını ve trajedilerini dile getiren bir ifade biçimidir.
Karcı, şiirini gerçek okuyucuların anlayacağını ve........
