menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sekiz buçuk yılını aldılar yine, vatanına küsmedi!

22 0
06.09.2026

15 Temmuz ihanet kalkışmasını anlatan “Asırlık Gece” adlı dramatik belgesel yapımı izlerken bir isimde takılıp kaldım:

Hikâyesini biliyordum. Fakat bildiğiniz bir hikâyeyi beyaz perdede, bütün o yaşanmışlıklarıyla karşınızda görünce insan ister istemez başka türlü etkileniyor.

Henüz 15-16 yaşlarında bir delikanlı…

Gözaltılar, mahkemeler, cezaevi…

İdamla yargılanıyor. Kararlar bozuluyor, yeniden yargılanıyor. Ve kendi anlatımıyla tam sekiz buçuk yılını cezaevinde geçiriyor.

Bir gencin okuyacağı, çalışacağı, arkadaşlarıyla gezeceği, hayaller kuracağı yıllar…

Halil Kantarcı o yılları demir parmaklıkların arkasında geçirdi.

Sonra çıktı. Hayata yeniden tutundu. Evlendi, üç evlat sahibi oldu, ticaret yaptı, sivil toplum çalışmalarının içinde yer aldı.

Ama yaşadıklarını da unutmadı.

Konuştu, anlattı, itiraz etti, hakkını aradı.

İşte tam burada Halil Kantarcı'nın hikâyesinden hepimizin öğreneceği çok büyük bir ders var:

Haksızlığa itiraz etmek başka şeydir, devlete ve vatana küsmek başka…

Takvimler 15 Temmuz 2016'yı gösterdiğinde Türkiye tarihinin en karanlık gecelerinden birini yaşıyordu.

Tanklar sokaklardaydı.

Savaş uçakları semalardaydı.

Silahlar millete çevrilmişti.

Halil Kantarcı'nın önünde ise çok güçlü bir mazeret vardı.

“Bana ne bu devletten!” diyebilirdi.

“Gençliğimin sekiz buçuk yılını cezaevinde geçirdim.” diyebilirdi.

“Ben bedelimi zaten ödedim, bundan sonrasını başkaları düşünsün.” diyebilirdi.

Çengelköy Karakolu'nun darbeciler tarafından basıldığını öğrenince evinden çıktı.

Eşi gitmesini istemedi.

Halil Kantarcı'nın cevabı kısa........

© Haber Vakti