menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dağların üstlenmekten çekindiği o yük: Bugün nerede?

28 0
18.03.2026

Evveli rahmet, ortası mağfiret ve nihayeti cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan ayının son demlerine, ateşten azat olma günlerine vasıl olmuş bulunuyoruz.

“Belki de bu, idrak ettiğimiz son Ramazan’dır” şuuruyla; ruhlar âleminde omuzladığımız o büyük “emanet” üzerine kalbimden geçenleri sizlerle paylaşmak arzusundayım.

Dünyanın telaşlı koşusuna ara verelim…

Kalabalıkların uğultusunu susturup, ruhumuzun derinliklerindeki o sessiz vicdana kulak verelim:

Biz, bize tevdi edilen mukaddes emanete layıkıyla sahip çıkabiliyor muyuz?

Yoksa farkında olmadan, gündelik kaygıların pençesinde bir ihanete mi sürükleniyoruz?

Şu an soluduğumuz her nefes, soframıza bereket katan helal lokma, evlatlarımızın gözlerindeki o saf umut…

Bunların hiçbiri bizim mülkümüz değil; her biri birer emanettir.

Modern hayatın hengâmesinde bu hakikati unutsak da gerçek değişmedi:

Gökyüzünün, yerin ve hatta o haşmetli dağların “Biz bu yükü taşıyamayız!” diyerek sarsıldığı bir sorumluluğu biz omuzladık.

Özünde sadakat, ruhunda vefa, temelinde ise bir ahit saklıdır.

Yüce Rabbimiz bu ağır yükü varlığın tüm katmanlarına sunduğunda, hepsi ürpererek geri çekildi.

Ancak insanoğlu; aklıyla, iradesiyle ve vicdanıyla öne çıkıp o kutlu sözü verdi.

Şimdi kendimize sorma vaktidir:

Biz bu sözün neresindeyiz?

Zira bu mesele bir tercih değil, imanın ta kendisidir.

Emanet: Bir Sorumluluktan Öte, Şeref Belgesidir !

Emaneti sadece komşuya bırakılan bir anahtar yahut birine teslim edilen bir miktar para sanmayalım.

Emanet;........

© Haber Vakti